|
kabartma ızgarası
-
(Heykel) Birbirine paralel olarak duvara çakılmış çıtalardan kurulan çerçeve; kabartma için kullanılacak kil, çerçeve üzerine yapıştırılarak işlenir.
-
Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı.
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef
Örnek:
Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma. P. Safa
-
Kabartılarak yapılmış olan.
-
Kabartmak işi.
-
(Mimarlık) Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri alçaklı yüksekli yüzeyler halinde biçimlendirerek yapılmış eser.
-
Bk. kabartma
-
Raised. raising. relief. relievo. embossment. glyph. boss.
-
Relief. causing to swell. embossing. raised. in relief. embossed.
-
Relief. bas relief.
-
relief
-
relief
-
Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç.
-
Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
-
Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril
Örnek:
Izgaranın sokağa verilen bacasından, kızardıkça yağları eriyen köftelerin kokusu vuruyordu dışarıya. N. Cumalı
-
Bu araç üstünde pişmiş
Örnek:
Gün batmadan çok evvel işlerini bitirdikleri için bu saatte meze ve ızgaralardan başka bir şey kalmaz. R. N. Güntekin
-
Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara
Örnek:
Ötekisinde altından hâlâ ızgaraları sallanan bir futbol ayakkabı eskisi vardı. S. F. Abasıyanık
-
Radyo ışıtaçlarında eksiuç ile artıuç arasına yerleştirilenızgara biçiminde elektrikucu.
-
Ayaktopu ayakkabılarının altlarına çivilenen ve tabanla topuk genişliğinde uzayan 12,7 mm. genişlikte kösele ya da sert lastik parçaları. (Tabanda iki, topukta ise bir tane bulunur ve çıkıntılar birbirine koşuttur.)
-
Grid, control grid
-
Grilled. grill. griller. gridiron. grate. broiler. grating. grilled meat. grid. grille. riffle.
-
Barbecue. grating. grid. grill. riffle.
-
Grid. raster. grating. gridiron. grate. grill. screen. hearth. gutter. grillage. grille. crib. latticing. latticed. lattice bar. kernel. guard. griller. grill work. rifle. hack. guard iron grilled. fire bar. fire grate.
-
stud
-
Gitter
-
grille
-
One another
paralel(nedir ne demek)
-
Yan yana ve birbirini kesmeden, birbirine kavuşmadan uzanıp giden (şeyler), koşut, muvazi
-
Koşut.
-
Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri.
-
Bk. koşut
-
koşut
-
1.Aynı yönde fakat eşit mesafeler ile birbirinden ayrılmış, birbirini kesmeyen. 2.Aynı yönde aynı zamanda gelişen.İng.: parallel Fr.: parall
-
Parallel. collateral. equidistant. parallel. latitude.
-
Analogous. collateral. parallel. straight. parallel koşut.
-
Parallel. analogous. collateral. even.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|