Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kaçak hat çekmek nedir, kaçak hat çekmek ne demek, kaçak hat çekmekin anlamı, ingilizcesi (kaçak hat çekmek nnd)

kaçak hat çekmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kaçak hat çekmek

  1. (en) tap

kaçak (nedir ne demek)

  1. Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan
    Örnek: Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var. A. Gündüz
  2. Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan.
  3. Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan
  4. Bir kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, bir telden kaçan akım.
  5. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde
  6. Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice
  7. Yalıtım yetersizliği gibi nedenlerle, bir dizgenden genellikle elektriksel erkenin istenmeyen yönde yitirilmesi.İng.: stray Fr.: vagabond Alm.: vagabund
  8. (en) Smuggled. contraband. illegal. fugitive. runaway. furtive. on the lam. run. truant. deserter. runaway. escapee. leakage. absconder. escape. fugitive. leak.
  9. (en) Bootleg. breakaway. contraband. escape. fugitive. runaway. deserter. leak. leakage. smuggled. illegal.
  10. (en) Contraband. smuggled. illicit. leakage. absconder. bootleg. contact fault. deserter. escapee. fugitive. runaway. runner.

hat  US UK (nedir ne demek)

  1. Çizgi.
  2. Yazı.
  3. Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü, yol, geçek.
  4. Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi
    Örnek: Bir kablodan muhtelif hatlar çıkar. S. F. Abasıyanık
  5. Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişim sağlayan yol, kanal.
  6. Sınır
    Örnek: Dalga dalga ilerleyen hücum hatlarımız birinci düşman siperlerine girdi. A. Gündüz
  7. Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık
    Örnek: Yüz hatları bütün bu rivayetleri doğruluyor. H. Taner
  8. Vücut biçimi.
  9. Bk. yazı
  10. çizgi
  11. Bk. çizgi
  12. (en) Line. stroke.
  13. (en) Hot. sing. pres. of Hote to be called.
  14. (en) A covering for the head; esp., one with a crown and brim, made of various materials, and worn by men or women for protecting the head from the sun or weather, or for ornament.
  15. (en) A cap or hat worn by officers or enlisted men when full-dress uniform, or dress uniform, is not worn. an informal term for a person's role; 'he took off his politician's hat and talked frankly' headdress that protects the head from bad weather; has shaped crown and usually a brim put on or wear a hat; 'He was unsuitably hatted' furnish with a hat.
  16. (en) Line. handwriting. calligraphy. railway. trackway. lap. railway track. stroke. row. lettering. letters. route. verge.
  17. (en) Headdress that protects the head from bad weather; has shaped crown and usually a brim. an informal term for a person's role; 'he took off his politician's hat and talked frankly'. put on or wear a hat; 'He was unsuitably hatted'. furnish with a hat.
  18. (en) As it pertains to the Headline puzzle, one of the two words necessary to create the mixed alphabet The hat is used to create a sequence of numbers which is then used to number the columns of a matrix containing the letters of the alphabet The columns are transposed according to their assigned numbers from the sequence The resulting alphabet consisting of the transposed columns is called the mixed alphabet.
  19. (en) On a train, a locomotive engineer and a conductor each wears a different kind of hat You will notice that various jobs in the society are designated by different hats From this we get the word hat as a slang term meaning one's specialized duties This is one's hat.
  20. (en) The portion of a detachable brake disc that comes in contact with the wheel hub.
  21. (en) Job, the duties of a post.
  22. (en) Same as Caret.
  23. (en) Slang: High hat cymbals Submitted by Karl Kuenning RFL from Roadie Net. height above touchdown.
  24. (en) Standing in the doorway.
  25. (en) Scientology slang term for a particular job, taken from the fact that in many professions, such as railroading, the type of hat worn is the badge of the job The term hat is also used to describe the write-ups, checksheets and packs that outline the purposes, know-how and duties of a job in a Scientology organization.
  26. (en) The enzyme responsible for the acetylation of lysine residues on histone tails.
  27. (en) Has , hath , haveth.
  28. ), (f.) şapka
  29. Kardinalin şapkası
  30. Kardinallik rütbesi
  31. Şapka giydirmek
  32. şapka

yazı (nedir ne demek)

  1. Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
  2. Alfabe.
  3. Harfleri yazma biçimi.
  4. Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
  5. Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
  6. Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale
    Örnek: İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
  7. Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
  8. Yazgı.
  9. Düz yer, ova, kır.
  10. Seslerin harflerle, hecelerle veya resimlerle gösterilmesi.
  11. Üzerinde görüş birliği sağlanmış her sese karşılık gelen sembol ve işaretlerin sistemli bir şekilde dizilerek kalıcı zemin üzerine oluşturulduğu iletişim aracı.
  12. Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşityazıyı anlatır terim.
  13. Bk. arayazı
  14. (en) Title, caption
  15. (en) Clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.
  16. (en) Article. contribution. paper. tail. writing.
  17. (en) Article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.
  18. (en) calligraphy
  19. (en) Writing, script
  20. <(al) Titel, Einblendtitel, Insert, Schriftinsert, Titelinsert
  21. (fr) Titre, carton
  22. (fr) écriture

çekmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    Örnek: Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
  3. Germek.
  4. İçine almak, emmek.
  5. Bir yerden başka bir yere taşımak.
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak.
  7. Solukla içine almak
    Örnek: Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı. B. R. Eyuboğlu
  8. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    Örnek: Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi. T. Buğra
  9. Bk. çevirmek
  10. Hlk. Kan almak.
  11. Uzaklaşmak, kaybolmak: “Tarzının, yönteminin piyasadan el ayak çekmek zorunda kalacağını açık seçik kavrıyorsunuz.” -S. İleri. “Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir.” -S. Ayverdi.
  12. (en) Be cursed with smth. take one's medicine. stand the racket. pull. draw. magnetize. attract. suffer. go through. bear. shrink. pull over. pull away. tow. tow away. take after. undergo. carry. engross. hold. inhale. sip. abide. absorb. bear with. broo.
  13. (en) Abide. abstract. appeal. attract. bear. beguile. brook. captivate. drag. draw. endure. enthrall. experience. extract. haul. inflect. know. lure. magnetize. pull. shrink. undergo. unfurl. weigh. withdraw. to pull. to draw. to drag. to haul. to tug. to lug. to tow. to withdraw. to hoist. to extract. to carry. to support. to draw. to pull out. to suffer. to undergo. to bear. to endure. to abide. to put up with. to absorb. to inhale. to shrink. to içmek. to take. to grind öğütmek. to shoot. to run up. to catch. to conjugate. to decline. to weigh. to attract. to magnetize. to charm. to captivate. to appeal. to beguile. to distil. to lay döşemek. to give. to give a meaning. to interpret. to last. to take. to drive. to put on. to wear. to pull on. to draw on giymek. to apply.
  14. (en) To draw. to pull out. to extract. to attract. to please. to draw. to absorb. to suck in. to breath in. to sniff. to bear. to pay. to suffer. to endear. to go through. to undergo. to withdraw. to cal.
  15. (en) Turn the scale at, scale in, go to scale at, scale out
  16. (en) Pull up
  17. (en) Hoist, run up
  18. (en) whisk
  19. (en) stretch
  20. (en) arrest
  21. (en) conjugate
  22. (en) toss
  23. (en) Up with
  24. (en) receive
  25. (en) claw

tap  US UK (nedir ne demek)

  1. Tıklatmak, hafifçe dokunmak, hafifçe vurmak, tıkırdatmak, pençe vurmak (ayakkabı), step dansı yapmak, musluk takmak, musluğu açmak, tıpa takmak, suyunu akıtmak, para sızdırmak, kaçak hat çekmek, bağlantı kurmak [elek.]
  2. (-ped,- ping) musluk
  3. tıkaç
  4. Fıçı tapası
  5. Fıçıdan alınmış içki
  6. dili
  7. Hafifçe vurmak
  8. tıkırdatmak
  9. Pençe vurmak (ayakkabı)
  10. Hafif vuruş
  11. tıkırtı,tıpırtı
  12. pençe
  13. Ayakkabı demiri

bağlı(nedir ne demek)

  1. Bir bağ ile tutturulmuş olan
    Örnek: Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
  2. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
    Örnek: Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
  3. Sınırlanmış, sınırlı.
  4. Kapatılmış olan, kapalı.
  5. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
  6. Sadık
    Örnek: Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
  7. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
  8. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
  9. mülzem.
  10. İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
  11. (en) Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
  12. (en) Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
  13. (en) Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
  14. (en) coupled
  15. (al) Gekuppelt
  16. (fr) accouplé

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük