|
kısa
-
Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
-
Az süren, uzun olmayan
Örnek:
Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı. E. İ. Benice
-
Ayrıntısı çok olmayan.
-
Kısa olan şey.
-
Kısaca, kısaltarak.
-
Short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.
-
Brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.
-
Short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.
-
Kendi boyu kadar.
-
[boy] n. height, length, linear measurement, size, bulk, stature; clan, tribe
-
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
Örnek:
Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
-
Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
-
Uzunluk.
-
Yol, ırmak, deniz kıyısı
Örnek:
Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
-
Kumaş için ölçü.
-
Uzaklık
Örnek:
Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
-
Destan
Örnek:
Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
-
Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
Örnek:
Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
-
1. Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
-
Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
-
1. Bir aşiretin kollarından her biri. 2. Uzunluk.
-
1. size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format, 2. screen size, size of the picture screen
-
Stature.
-
Clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.
-
A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
-
To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
-
In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
-
Length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.
-
1. Format, Filmformat, Kinoformat, 2. Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
-
I. erkek çocuk, oğlan; delikanlı; aşağ. genç uşak. boy friend k.dili erkek arkadaş. boy scout erkek izci.
-
I. oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|