Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kız almak nedir, kız almak ne demek, kız almakın anlamı (kız almak nnd)

kız almak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kız almak

  1. Bir ailenin kızını gelin olarak almak.

kız (nedir ne demek)

  1. Dişi çocuk
    Örnek: Düşüncesi bu noktaya gelince birdenbire Azize'nin küçük kızını hatırladı. H. E. Adıvar
  2. Bakire
  3. Evlenmemiş dişi insan.
  4. İskambil kâğıtlarında kız resimli kâğıt.
  5. Dişi.
  6. Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü.
  7. (en) Maiden. girl. daughter. miss. chick. chicken. maid. babe. bird. bunny. colleen. female. gal. jenny. lass. lassie.
  8. (en) Bird. girl. puss. virgin. wench.
  9. (en) Daughter. girl. virgin. maiden. abduct. colleen. lass lassie.
  10. (en) queen

almak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
  3. Birlikte götürmek.
  4. Satın almak
    Örnek: Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan. N. Cumalı
  5. Ele geçirmek, fethetmek
    Örnek: Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. Ö. Seyfettin
  6. İçine sığmak.
  7. Kabul etmek.
  8. Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
  9. Bk. çevirmek
  10. (en) Take. get. buy. receive. accept. take in. seize. capture. conquer. pick up. gain. put on. admit. assume. borrow. collect. come in. divest smb. of. draw. enter on. enter upon. enucleate. excise. extract. fetch. garner. have. help one.
  11. (en) Accept. assume. capture. claim. conquer. derive. draw. extract. get. have. hold. keep. obtain. receive. score. secure. take. trade. to take. to get. to receive. to buy. to take sb in marriage. to hold. to take along. to call for. to capture. to conquer. to catch. to take on. to hire. to employ. to move. to remove. to take away. to sweep. to clean. to dust. to sense. to smell. to.
  12. (en) Get. receive. to take. to get. to buy. to purchase. to capture. to conquer. to take along. to catch. to take on. to hire. to employ. to sweep. to clean. to sense. to receive. to marry a girl. to hold. to be able to contain. accept.
  13. (en) Take on
  14. (en) occupy

çevirmek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph
  11. (en) Turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.
  12. (en) Bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.
  13. (en) Translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.
  14. (en) revert
  15. (en) assemble
  16. (en) bowl
  17. (en) pull
  18. (en) Turn over
  19. (al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  20. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

aile (nedir ne demek)

  1. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.
  2. Karı, koca ve çocuklardan oluşan topluluk
    Örnek: En büyük cevizin altını kalabalıkça bir aile kaplamıştı. O. C. Kaygılı
  3. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü
  4. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
  5. Eş, karı.
  6. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.
  7. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu.
  8. Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi. (Örneğin yüzeylerailesi, operatörlerailesi gibi.)
  9. Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği grup anlamında kullanılan terim.
  10. (en) Family. domestic. family. stirpes. relations. stirps. brood. kin. next of kin. menage.
  11. (en) Family. house. kindred. wife. domestic.
  12. (en) Family. wife. house. household. people.
  13. (en) family
  14. (fr) famille

gelin (nedir ne demek)

  1. Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın
    Örnek: Gelin eşikte oğlan beşikte. Atasözü
  2. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.
  3. Evlenmek üzere hazırlanıp, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın.
  4. Genç kız.
  5. (en) Bridal. bride. daughter-in-law.
  6. (en) Bride. daughter-in-law. bridal.
  7. (en) Bride. daughter-in-law. daughter in law.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük