|
kıymetli evrak
-
Senet niteliğinde, bir hak bildiren evrak, önemli yazı, belge.
-
Bk. değerli kâğıt
-
Değerli kâğıtlar.
-
Bk. değerli belgeler
-
Security. commercial paper. valuable papers. negotiable instrument. securities.
-
Kapsadığı hak, senede bağlı olan, senetsiz ileri sürülebilmesine olanak olmayan kâğıt.
-
Üzerinde herhangi bir değer bulunan ve elinde bulunduranın her an yarar sağlayabileceği para.
-
Üzerinde yazılı bir değer taşıyan ve elinde bulunduranın istediği an paraya çevirebileceği belge.
-
Negotiable instruments, commercial papers
-
paper
-
Değerli
Örnek:
Zamanımızda kıymetli şeylerin muhafazası güçleşti. B. Felek
-
Precious. valuable. valued. dear. pet.
-
Precious. valuable. venerable. precious değerli.
-
Precious. valuable. worth. substantial.
-
Değer
Örnek:
Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum. R. E. Ünaydın
-
Bk. değer
-
değer.
-
Değerli, nitelikli.
-
value.
-
Price. value. worth değer.
-
Value. worth. cost. price.
-
Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları.
-
Resmî kurumlarda işlem gören belgeler.
-
Yazılmış kitaplar, mektuplar veya yazılar
Örnek:
Mektupçu evrak okur, cevap yazar, muhabere işlerini idare ederdi. S. Ayverdi
-
Document. paper. letter. brief.
-
Documents. papers.
-
Documents. papers. record. rolls.
-
Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt, belgit
Örnek:
Bu zarflar hisse senedi dolu idi. F. R. Atay
-
Dayanılan veya dayanılacak olan şey.
-
Voucher. note. bond. bill. proof. commercial paper. copy. indenture. instrument. muniment. obligation. script.
-
Bond. deed. note. obligation. voucher. promissory note. iou. title deed. receipt. bill.
-
Bill. bill of exchange. commercial / trade bill. draft. security. promissory note. bond. title deed. acknowledgement. act. debenture. deposit slip. real estate. foreign items. instrument. judicial entitlement. legal instrument. muniment. allotment nfr. pa.
-
toprak.
-
Toprak.
-
Adalet.
-
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
Örnek:
Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler. B. Felek
-
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
-
Geçmiş ve harcanmış emek.
-
Pay.
-
Emek karşılığı ücret.
-
Doğru, gerçek
-
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
-
Kâğıttaki yazıyı kazıma.
-
Tanrı.
-
Bk. oymabaskı
-
Condign. right. justice. claim. benefit. authority. dibs. due. franchise. jus. title. warrant. warranty.
-
Claim. due. franchise. title.
-
God. the right. justice. law. just. a right. renumeration.
-
benefit.
-
God. right. justice. right dealing. claim. title. one's due / right / share. fairness.
-
True. pay. allowance. margin. benefice. beneficium. competence. franchise. jus. prerogative. privilege. reason. remuneration. truth.
-
[Jim Fullington] n. heel, back part of the foot; back part of the sole of a shoe; hoe, pickaxe; cut, incision
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|