|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
kıymet
-
Değer
Örnek:
Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum. R. E. Ünaydın
-
Bk. değer
-
değer.
-
Değerli, nitelikli.
-
value.
-
Price. value. worth değer.
-
Value. worth. cost. price.
-
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.
-
Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
-
Yüksek ve yararlı nitelik.
-
Üstün, yararlı nitelikleri olan (kimse)
Örnek:
Bu kız aramaya, düşünmeye değer bir şey değildi. R. N. Güntekin
-
Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
-
Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
-
Neoklasik iktisada göre tüketicinin son biriminin faydasını dikkate alarak bir mala verdiği göreli önem.
-
Emek-Değer kuramına göre bir malın içerdiği emek zamanı.
-
Neoklasik ve emekdeğer kuramlarına göre iki mal arasında olması gereken değişim oranı. krş. değişimdeğeri,
-
Dışalım eşyasının Dünya Ticaret Örgütünün ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca tespit edilen bedeli.
-
Bir büyüklüğün ya da bir özelliğin bir birim cinsinden nicel tutan.
-
Yüksek nitelik.
-
Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
-
Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık.
-
1-Bir varlığın ruhsal, toplumsal, ahlaksal ya da güzellik yönünden taşıdığı düşünülen yüksek ya da yararlı nitelik. 2- Bir değişkenin yada bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
-
Worth. worthy. worthy of. worthwhile. worth. value. price. worthiness. valuation. rate. amount. costliness. currency. dearness. merit. preciousness.
-
Account. cost. dignity. meaning. merit. price. significance. value. weight. worth. worthy.
-
Value. asset. assets. price. worth. valuable quality. actual value. account. cost. esteem n. merit. premium. valuation. valuta.
-
value
-
Wert
-
valeur
-
Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim
Örnek:
Bu tablolardan biri gölge oyunu hâlinde karikatürize edilmiştir. H. Taner
-
Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi.
-
Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara
Örnek:
Talebelik günlerimizden bazı tabloları çizmeye çalışacağım. H. F. Ozansoy
-
Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü.
-
durum
-
Bir sahne yapıtındaki ana bölümlerin iç kesimi. ,
-
Bk. görüntülük
-
Bk. çizelge
-
Painting. picture. tableau. chart.
-
Painting. picture. scene. table. view. schedule. tableau.
-
Painting. picture. table. tableau. view. panorama. panel. switchboard. panelboard. dashboard. slab. instrument board. chart. tablature. form.
-
tableau
-
tableau
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|