|
kırık aynası
-
Bir kırıkta, iki kanadın yerlerinden oynaması ve birbirlerine sürtünmesiyle oluşan, koşut çizikli, cilâlı kırık düzlemi.
-
Slickenside
-
Rutschspiegel, Harnisch
-
Miroir de faille, miroir de glissement, miroir de frottement
-
Kırılmış olan
Örnek:
Kırık pencereden ay, ışığını donduran bir soğuklukla odaya akıyor. H. E. Adıvar
-
Melez.
-
Tam nota göre düşük olan (not).
-
Kırılmış bir şeyden ayrılan parça.
-
Kemiğin bir etki ile kırılması.
-
Bir şeyin kırılan yeri.
-
Kırıntı.
-
Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul.
-
Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın.
-
Fay.
-
Daha önce sıkışık, sertleşmiş katmanların dikey doğrultuda yer değiştirmeleri sonunda yer yer kırılmaları ve bir kırılma düzlemi boyunca kayıp çökmeleriyle oluşan yer biçimi.
-
Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulması, fraktür.
-
Broken. fractured. cracked. split. break. fracture.
-
Break. breakage. broken. disillusioned. fracture.
-
Break. broken. fracture. hybrid. mongrel. a broken piece. failing grade. offended. hurt. breach.
-
fault
-
fracture
-
faille
-
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat
Örnek:
Ben onun aynada saçlarına değil, bana baktığını gene aynadan görüyordum. T. Buğra
-
Karagöz oyununda perde.
-
Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha.
-
Atların diz kapağı.
-
İyi bir durumda, yolunda.
-
Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey
Örnek:
Bir ülkenin sanat ve kültür hayatı bir bakıma o ülkenin uygarlık aynasıdır. H. Taner
-
Küreğin yassı uç bölümü.
-
Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün.
-
Bk. yansıtaç I
-
Çeşitli sinema ve televizyon aygıtlarında ve ışık kaynaklarında, üzerine düşen ışığı düzenli biçimde yansıtan yüzey.
-
Bk. fide baygınlığı.
-
Büyükbaş hayvanların but kısmının iç yüzünde, üstte çanak kemiğinden, altta diz eklemine kadar uzanan, 3-4 kg ağırlığındaki kemiksiz et parçası, tranç.
-
mirror
-
Mirror. glass. looking glass. looking-glass. reflector.
-
Looking glass. disc. disk. facing. mirror. reflector. panel. blade. chuck. headstock. head. pane. plate. frontpiece. dial. table. apron. face. headboard. foil. riser. head board.
-
Top round
-
Spiegel
-
miroir
-
Birden sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
-
Birden bir artık
Örnek:
Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
-
Two. dual. dyad. twain. two. couple. brace. amphi-. two-. bi-. duo-. ambi-.
-
Both. double. either. two.
-
Two. dyad. double double. twin double.
-
Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
-
Breath The physical act of respiration Also will power.
oynama(nedir ne demek)
-
(olumsuz olarak) oyalanma, gereği gibi yap, boşuna vakit geçirme!
-
Oynamak işi.
-
Performing. move. moving. playing. dancing. acting. play. showing. falsification. fluctuation. hop.
-
Rendering. representation. playing. moving. play.
-
Playing. gambling. dancing.
-
[oynama] adj. performing
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|