Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > kırık atımı nedir, kırık atımı ne demek, kırık atımıın anlamı, ingilizcesi (kırık atımı nnd)

kırık atımı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






kırık atımı

  1. Bir kırıkta, yer değiştiren iki nokta arasındaki en kısa uzaklık.
  2. (en) Net slip
  3. (al) Wahre Schublâne Bruch
  4. (fr) Rejet net, déplacement vertical

kırık (nedir ne demek)

  1. Kırılmış olan
    Örnek: Kırık pencereden ay, ışığını donduran bir soğuklukla odaya akıyor. H. E. Adıvar
  2. Melez.
  3. Tam nota göre düşük olan (not).
  4. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça.
  5. Kemiğin bir etki ile kırılması.
  6. Bir şeyin kırılan yeri.
  7. Kırıntı.
  8. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul.
  9. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın.
  10. Fay.
  11. Daha önce sıkışık, sertleşmiş katmanların dikey doğrultuda yer değiştirmeleri sonunda yer yer kırılmaları ve bir kırılma düzlemi boyunca kayıp çökmeleriyle oluşan yer biçimi.
  12. Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulması, fraktür.
  13. (en) Broken. fractured. cracked. split. break. fracture.
  14. (en) Break. breakage. broken. disillusioned. fracture.
  15. (en) Break. broken. fracture. hybrid. mongrel. a broken piece. failing grade. offended. hurt. breach.
  16. (en) fault
  17. (en) fracture
  18. (fr) faille

atım (nedir ne demek)

  1. Atma işi
    Örnek: Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım. Y. K. Beyatlı
  2. Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık.
  3. (en) Throw carded. throwing. casting (off. pitch. throw.
  4. (en) pulse
  5. (al) Impuls

yer  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. (en) location
  11. (en) Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
  12. (en) Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
  13. (en) Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
  14. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  15. (fr) Heu
  16. Önce, evvel (Eski Kullanım)

iki(nedir ne demek)

  1. Birden sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
  3. Birden bir artık
    Örnek: Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
  4. (en) Two. dual. dyad. twain. two. couple. brace. amphi-. two-. bi-. duo-. ambi-.
  5. (en) Both. double. either. two.
  6. (en) Two. dyad. double double. twin double.
  7. (en) Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
  8. (en) Breath The physical act of respiration Also will power.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük