|
kırık atımı
-
Bir kırıkta, yer değiştiren iki nokta arasındaki en kısa uzaklık.
-
Net slip
-
Wahre Schublâne Bruch
-
Rejet net, déplacement vertical
-
Kırılmış olan
Örnek:
Kırık pencereden ay, ışığını donduran bir soğuklukla odaya akıyor. H. E. Adıvar
-
Melez.
-
Tam nota göre düşük olan (not).
-
Kırılmış bir şeyden ayrılan parça.
-
Kemiğin bir etki ile kırılması.
-
Bir şeyin kırılan yeri.
-
Kırıntı.
-
Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul.
-
Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın.
-
Fay.
-
Daha önce sıkışık, sertleşmiş katmanların dikey doğrultuda yer değiştirmeleri sonunda yer yer kırılmaları ve bir kırılma düzlemi boyunca kayıp çökmeleriyle oluşan yer biçimi.
-
Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulması, fraktür.
-
Broken. fractured. cracked. split. break. fracture.
-
Break. breakage. broken. disillusioned. fracture.
-
Break. broken. fracture. hybrid. mongrel. a broken piece. failing grade. offended. hurt. breach.
-
fault
-
fracture
-
faille
-
Atma işi
Örnek:
Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım. Y. K. Beyatlı
-
Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık.
-
Throw carded. throwing. casting (off. pitch. throw.
-
pulse
-
Impuls
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
-
Önce, evvel (Eski Kullanım)
iki(nedir ne demek)
-
Birden sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
-
Birden bir artık
Örnek:
Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
-
Two. dual. dyad. twain. two. couple. brace. amphi-. two-. bi-. duo-. ambi-.
-
Both. double. either. two.
-
Two. dyad. double double. twin double.
-
Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
-
Breath The physical act of respiration Also will power.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|