|
kırık çizgi
-
Bir veya birkaç noktada doğrultu değiştiren çizgi.
-
Broken line
-
Kırılmış olan
Örnek:
Kırık pencereden ay, ışığını donduran bir soğuklukla odaya akıyor. H. E. Adıvar
-
Melez.
-
Tam nota göre düşük olan (not).
-
Kırılmış bir şeyden ayrılan parça.
-
Kemiğin bir etki ile kırılması.
-
Bir şeyin kırılan yeri.
-
Kırıntı.
-
Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul.
-
Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın.
-
Fay.
-
Daha önce sıkışık, sertleşmiş katmanların dikey doğrultuda yer değiştirmeleri sonunda yer yer kırılmaları ve bir kırılma düzlemi boyunca kayıp çökmeleriyle oluşan yer biçimi.
-
Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulması, fraktür.
-
Broken. fractured. cracked. split. break. fracture.
-
Break. breakage. broken. disillusioned. fracture.
-
Break. broken. fracture. hybrid. mongrel. a broken piece. failing grade. offended. hurt. breach.
-
fault
-
fracture
-
faille
-
Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril
Örnek:
Bu kâğıda üç çizgi çekti. Ö. Seyfettin
-
Yüz ve vücut hatlarının her biri
Örnek:
Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu. O. Rifat
-
Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim.
-
Temel
Örnek:
Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım. A. İlhan
-
Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.
-
Bk. satır
-
Bk. damar
-
Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (Genellikle kireçli su ile çizilir.)
-
Line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.
-
Furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.
-
Dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok.
-
line
-
ruling
-
Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi
Örnek:
Yazılardan bıkmışım artık tek satır okumayayım. H. Taner
-
Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak.
-
Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi.
-
Line, scanning line
-
Line. chopper. chopping knife. cleaver.
-
Chopper. cleave. line.
-
Zeile, Abtastzeile, Bildzeile
-
Çok olmayan, az sayıda, az
Örnek:
Sade birkaç, nöbetçi görünüyordu. Y. K. Beyatlı
-
A few. several. a few. a number of. one or two. several.
-
Few. several. some.
-
A few. several. some. various.
nokta(nedir ne demek)
-
Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
-
Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
-
Yer
Örnek:
Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık. A. Haşim
-
Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
Örnek:
Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Nöbetçi bulunan yer.
-
Nöbetçi, gözcü, bekçi
Örnek:
O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz. Ö. Seyfettin
-
Sınır, derece, radde.
-
Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
-
1- Uzambilgisinde tanımsız öğelerden biri. 2- Belirli bir uzayın koyutlarını gerçekleyen öğelerden her biri.
-
Pinpoint. point. dot. spot. speck. full stop. stop. full point. post. fleck. macula. particular. period. speckle. tittle.
-
Dot. period. point. respect. speck. speckle. spot. vertex. full stop. place. subject. military post. police post. isolated sentry.
-
Period. dot. point. spot. speck. full stop. place. item. pause. pitch. taint. tittle.
-
point
-
point
-
punctum
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|