|
kötü çekim
-
Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmaya yeterli görülmeyen başarısız çekim.
-
No good take, NG
-
Prise de vues défectueuse (ratée)
-
İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, fena, iyi karşıtı.
-
Zararlı, tehlikeli.
-
Korku, endişe veren
Örnek:
Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk. R. E. Ünaydın
-
Hoşa gitmeyen.
-
Kaba ve kırıcı
-
Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
-
İyi, gerekli niteliklere sahip olmayan (kimse).
-
İstenilmeyen, gereksiz davranışları olan veya bu davranışlara eğilimli olan (kimse).
-
İyinin karşıtı olan. 1- Değersiz bulmanın, kınamanın, ayıplamanın konusu olan her şey; istencin yasaya uygun bir biçimde karşı gelmeye ve elinden geldiğince değiştirmeye hakkı olduğu her şey. 2- Ahlâk değerlerine ve törel istence karşı olan her şey. Bu anlamda: a. Düzen bozucu ve yıkıcı olarak beliren şeyler, b. Olumsuzluk ve yadsıma ilkesi olarak beliren şeyler.
-
Bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.
-
Amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugly. unfavourable. unwell. wicked. worthless. wretched. wrong.
-
Bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou.
-
Evil, wrong
-
mal
-
Çekme işi.
-
Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, isimlerin de isim hâllerine göre uğradıkları değişiklikler, tasrif.
-
Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe.
-
Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan.
-
Eylem veya ad soylu sözcüğe kişi kavramı vermek için, eklerin getirilmesi (bk. adçekimi, eylemçekimi) .
-
Nesnelerin ağınımsal, elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri.
-
Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası
-
Çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm
-
Alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (Bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). TV
-
Televizyon yayınında, sinemadakiçekimin özelliklerine karşılık olan durumlar.
-
Bk. çevirim
-
Shot, take
-
Flexional. gravitational. attraction. pull. gravity. force of gravity. gravitation. shot. shooting. filming. inflection. inflexion. conjugation. declension. draw. shoot.
-
Affinity. appeal. lure. attraction. inflection. declination. conjugation. shot. take.
-
Attraction. shot. take. graceful appearance. act of drawing. inflection. draft. gravity.
-
attraction
-
Aufnahme, Einstellung, Szene, "Take"
-
Anziehung
-
plan
-
attraction
-
Çevirme işi.
-
Filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
-
Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
-
Sinema filmini gerçekleştirmek üzere alıcının çalıştırılarak duyarkatın üzerine gizli görüntülerin saptanması
-
Alıcının çalıştırılmasına bağlı olarak yapılan işlerin tümü
-
(Genel anlamda) Bir filmi gerçekleştirmek için yapılan işlerin tümü.
-
Filming, shooting, film shooting, camera shooting, take, taking, recording
-
Shooting. filming. taking. development of a film.
-
Filming. development of a film.
-
Aufnahme, Filmaufnahme, Kameraaufnahme, Bildaufnahme, Dreh, Dreharbeiten
-
Tournage, prise (de vues), prise de vues cinématographique, filmage
-
O günkü, o günle ilgili.
-
Üzerinden gün geçmiş veya geçecek.
-
Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan.
-
Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra.
-
Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce.
-
Tütsü için kullanılan bir çeşit ağaç sakızı.
-
Günü gününe yayımlanan (gazete vb.).
-
Daily. day-to-day. of every day. everyday. fresh. diurnal. per diem. quotidian. workaday. casually. per diem. diary. daybook. journal. frankincense.
-
Casual. daily. diary. everyday. incense. journal. mundane. frankincense. myrrh.
-
Per diem. journal. log. daily. daily. diary. of the same day. so many days old. everyday. usual. day to day. diem per. diurnal. journal book. local customer. quotidian. workaday.
-
daily
asıl(nedir ne demek)
-
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı.
-
Kök, köken, kaynak.
-
Gerçeklik, esas, hakikat.
-
Soy, nesep
Örnek:
İnsan dedi, aslını unutmamalıdır. S. F. Abasıyanık
-
Gerçek
Örnek:
Genç kızın bıraktığı mektup asıl sebebi meydana çıkarmıştı. R. N. Güntekin
-
Bir şeyin temelini oluşturan, ana.
-
Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan.
-
Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı.
-
Yeniçeri ocağından olanların ulufelerini gösteren defterin özgün nüshası.
-
True. real. original. actual. main. elementary. principal. cardinal. master. authentic. central. in chief. intrinsic. pivotal. virtual. principally. original. origin. origination. extraction. foundation. gist. groundwork. provenance. root-stock. foun.
-
Actual. essence. fountain. main. master. original. parentage. seed. virtual. foundation. base. reality. truth. origin. source. the original. real. true. genuine. essential. principal. primary. actually.
-
Actual. origin. original (copy. original. essence of a thing. essential. real.
-
True. fundamental. family stock. capital stock. institutional copy. derivation. descent. essence. germ. original copy. pivotal. premier. prime. principal. source. stuff.
-
asylum.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|