|
kör
-
Görme engelli
Örnek:
Körü körüne duygululuk sanatçıyı da, körün değneğiyle yolunu araması gibi zavallı duruma düşürür. N. Cumalı
-
Keskinliği yeterli olmayan.
-
Az aydınlık veren
-
Kötü
-
Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan.
-
Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan.
-
Duyarlığını yitirmiş
-
Bk. sürme.
-
Kör bıçak işe yaramaz ama insanın elini keser; iş bilmeyen kadın da çok konuşmaktan başka bir şey yapmaz.
-
Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse.
-
Blind. sightless. unsighted. unseeing. mole-eyed. obtuse. blind as a bat. stone-blind. blunt. not sharp. dull.
-
Blind. blunt.
-
Blind. dull. not sharp. dim. dead-end. unaware of what's happening. blind man. blind person. a blind man. sightless.
-
blind
-
blunt
-
disused
-
Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü
Örnek:
Kapıyı kapadı. Üstünde anahtar ve sürme yoktu. P. Safa
-
Masa ve dolapta küçük çekmece.
-
Sürülerek kullanılan.
-
Kirpik diplerine sürülen siyah boya, is
Örnek:
Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu. A. Gündüz
-
Mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık.
-
Sürmek işi.
-
Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık.
-
Çapraza alınan güreşçiyi çelme takılacak duruma getirip düşürebilmek için gerisingeri götürme.
-
Mantarıgillerden ileri gelen ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı; kör, rastık, is, kurum, karamuk, karadoğu.
-
Driving. drive. continuation. proscription. application. eye liner. kohl. cursor. smear.
-
Continuation. transportation. kohl. bolt. silding bar. drawer. till. application. driving. sliding. bunt.
-
Drive. sliding. exile. exiling. latch. drawer. smut. continuing. bar. bolt. eye make-up. kohl. rubbing. pushing. pusher. endurance. duration. continuation. slipboard. conduct. driving. fastening. drift. dabbing. plowing. propelling. propulsion. f.
-
smut
-
Brand
-
charbon
-
Görme duyusu olmayan (kimse), görmez, gözsüz, kör, âmâ.
-
Görmek işi, rüyet.
-
Göze giren ışığın doğurduğu duyumsal izlerle dış çevredeki ayrıntıların algınlanması.
-
Sight. vision. seeing.
-
Sight. vision. acuity. remark.
-
vision
-
Sehen
-
vision
-
Engeli olan, mânialı.
-
Vücudunda eksik veya kusuru olan.
-
With obstacles.
-
Having obstacles.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|