Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > istihareye yatmak nedir, istihareye yatmak ne demek (istihareye yatmak nnd)

istihareye yatmak nedir, istihareye yatmak ne demek?

istihareye yatmak

  1. Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için aptes alıp dua okuyarak uyumak.

yatmak (nedir ne demek)

  1. Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak
    Örnek: Dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak. N. Hikmet
  2. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek.
  3. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek.
  4. Hastalık sebebiyle yatakta kalmak
    Örnek: Gün geçmeden bronşiti, çarpıntısı tutar; yatak yorgan yatar. S. M. Alus
  5. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak
    Örnek: Tavuk pazarındaki handa yatmakta devam ediyor. M. Ş. Esendal
  6. Boş yere beklemek.
  7. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak.
  8. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek.
  9. (en) Hit the hay.
  10. (en) Hit the sack.
  11. (en) Bang.
  12. (en) Go to bed.
  13. (en) Couch.
  14. (en) Be couched.
  15. (en) İncline.
  16. (en) Kip down.
  17. (en) Lay oneself down.
  18. (en) Lie down.
  19. (en) Lie up.
  20. (en) Recline.
  21. (en) Repose.
  22. (en) Repose oneself.
  23. (en) Rest.
  24. (en) Have a screw.
  25. (en) Go to sleep.
  26. (en) Sleep with.
  27. (en) Turn in.
  28. (en) To go to bed.
  29. (en) To turn in.
  30. (en) To be in bed.
  31. (en) To lie.
  32. (en) To lie down.
  33. (en) To recline.
  34. (en) To lie at anchor.
  35. (en) To be imprisoned.
  36. (en) To stay in prison.
  37. (en) To become flat.
  38. (en) To go by the board.
  39. (en) To lie on.
  40. (en) To have sex.
  41. (en) To bed.
  42. (en) To sleep together.
  43. (en) To sleep with sb.
  44. (en) To be buried.
  45. (en) To be lying down.
  46. (en) To enter into hospital.
  47. (en) To lie flat.
  48. (en) To lean to one side.
  49. (en) Fated not to occur.
  50. (en) To have sexual intercourse.
  51. (en) Lay along.
  52. (en) Lie along.

hayırlı (nedir ne demek)

  1. Yararı, hayrı olan
    Örnek: Dualarında hep hayırlı, dindar evlat isterdi. Ö. Seyfettin
  2. Uğurlu, iyi, güzel
    Örnek: Hayırlı bir işe yardımda bulunmuş oluyorsunuz. R. H. Karay
  3. (en) Good.
  4. (en) Auspicious.
  5. (en) Advantageous.
  6. (en) Happy.
  7. (en) Useful.
  8. (en) Promising.
  9. (en) Beneficial.
  10. (en) Beneficent.
  11. (en) Fortunate.
  12. (en) Propitious.
  13. (en) Favourable.
  14. (en) Favorable.

anlamak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak
    Örnek: Babasının niçin bu kasabayı çok sevdiğini Nevin bir türlü anlayamamıştı. S. F. Abasıyanık
  2. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek.
  3. Sorup öğrenmek.
  4. Doğru ve yerinde bulmak.
  5. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek
    Örnek: Kabul etmeyeceğini ben daha o gün anlamıştım. M. C. Kuntay
  6. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak
    Örnek: Biz de onun kadar bu işten anlarız. H. Taner
  7. İyilik görmek, yararlanmak.
  8. Sahip olmayı istemek, dileğinin yerine getirilmesini istemek.
  9. (en) Comprehend.
  10. (en) Figure out.
  11. (en) Get a grip.
  12. (en) Get a grip on.
  13. (en) Understand.
  14. (en) Fathom.
  15. (en) Follow.
  16. (en) Gather.
  17. (en) Grasp.
  18. (en) İnfer.
  19. (en) Penetrate.
  20. (en) To realize.
  21. (en) To see.
  22. (en) Be knowledgeable about.
  23. (en) Feel.
  24. (en) Absorb.
  25. (en) Accept.
  26. (en) Appreciate.
  27. (en) Apprehend.
  28. (en) Ascertain.
  29. (en) Catch.
  30. (en) Catch on.
  31. (en) Click.
  32. (en) Compass.
  33. (en) Conceive.
  34. (en) Cotton on to.
  35. (en) Dawn on.
  36. (en) Deduce.
  37. (en) Discern.
  38. (en) Discover.
  39. (en) Perceive.
  40. (en) Read.
  41. (en) Realize.
  42. (en) To understand.
  43. (en) To catch.
  44. (en) To catch on.
  45. (en) To get.
  46. (en) To cotton on.
  47. (en) To latch on.
  48. (en) To follow.
  49. (en) To grasp.
  50. (en) To comprehend.
  51. (en) To apprehend.
  52. (en) To find out.
  53. (en) To figure sb/sth out.
  54. (en) To know.
  55. (en) To be familiar with.
  56. (en) To gather.
  57. (en) To infer.
  58. (en) To appreciate.
  59. (en) To enj.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.015