|
istiane etmek
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Aggregate
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
Step
-
Say
-
Total
yardım istemek (nedir)
-
Cry for help, invoke
-
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet
Örnek:
Bu, bir ricada bulunacak, bir yardım isteyecek sandı. M. Ş. Esendal
-
Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri.
-
Etki
Örnek:
Otların üstünde, ağaçların yapraklarında kalan yağmur damlaları rüzgârın da yardımıyla öğleye kadar kurudu. N. Cumalı
-
Bağış, iane.
-
Aid. assist. assistance. backing. backup. booster. comfort. contribution. cooperation. dole. donation. donative. favor. favour. furtherance. hand. help. helpfulness. lift. relief. rescue. shot. stand-by. succor. succour. support. sustenance. welfare.
-
Aid. assistance. auspices. backing. benefaction. boost. comfort. contribution. cooperate. favour. guidance. hand. help. ministration. push. recourse. relief. service. succour. support.
-
Aid. assistance. help. backing. hand. patronage. relief. helping hand. support. sustanence. aid and comfort. aiding. backing up. benevolence. benevolent contribution. cooperation. easer. favour. furtherance. good offices / international law. helping. lift.
-
İstek duymak, arzulamak
Örnek:
İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi. P. Safa
-
Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek
Örnek:
Bir gün benden okumak için kitap istedi. F. R. Atay
-
Görmek istediğini bildirmek.
-
Gerek olmak.
-
Evlenmek dileğinde bulunmak.
-
Want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for.
-
Want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for. beg. beseech. care. entail. invoke. mean. take. yearn.
-
Claim. to want. to desire. to wish. to ask sb for sth. to be necessary. to require. to ask for marriage. call for. choose. court. crave. demand. drive at. insist. list. need. petition. please. postulate. purpose. request. requisition. seek. sue.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|