|
istek
-
Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk
Örnek:
Yanıma yaklaşan gölge, o eski şarkıyı gerçek bir istekle tekrarlıyordu. Ç. Altan
-
Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep.
-
İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.
-
Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu.
-
İrâde. ~ açığa vurması: irâde izhârı. ~ açıklaması: irâde beyânı, ~ koşulu: irâdî şart.
-
Will. desire. want. wish. request. claim. mind. adjuration. alacrity. appetite. aspiration. avidity. bent. demand. device. devoutness. disposition. earnestness. enthusiasm. grace. hunger. instance. intentness. pleasure. propensity. readiness. relish.
-
Ambition. appetite. ardour. aspiration. calling. claim. demand. desire. disposition. fancy. market. relish. request. run. rush. sale. stomach. want. will. wish. zeal.
-
Request. appetite. aida. anxiety. bidding. cry. demand. desire. disposition. eagerness. exigency exigence. inclination. itch. lyrical. mind. pretension. requisition. stomach. want. will. wish. zeal.
-
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül
Örnek:
İnsanoğlunun, yaradılıştan medeniliğe eğilimi vardır. N. Ataç
-
Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri.
-
Bir nesneye, bir varlığa karşı duyulan duyguların belirlediği tutum; duyguların etkisiyle belli bir ereğe girişme isteği. // Ahlâk felsefesinde Kant "eğilim ahlâkı"nın karşısına kendi "ödev ahlâkı"nı koyar. Oysa, örneğin Schiller ödev veeğilimin uyumunu ülkü olarak görür.
-
Bir tesadüfi değişkene ait değerlerin, belli bir zaman döneminde oluşan bir yöndeki hareketi.
-
İnclination. obliquity. aptitude. bias. squint. tendency. affection. bent. current. device. disposition. drift. gravitation. leaning. liability. notion. penchant. ply. predisposition. proclivity. proneness. propensity. pulse. relish. sense. set. slan.
-
Affinity. bent. bias. disposition. inclination. leaning. mind. propensity. sense. stream. tendency. trend. twist.
-
İnclination. tendency. affinity. aptitude. bent. bias. cast. desire. disposition. drift. fitness. liking. movement. ply. predilection. predispostion. proclivity. proneness. propensity. run. set. tide. trend.
-
inclination
-
twist
-
trend
-
inclination
-
inclinatio
arzu(nedir ne demek)
-
İstek, dilek
-
Heves
Örnek:
İçimde nice zamandan kalma bir arzu var. A. İlhan
-
Dilek. ~ şartı: dilek koşulu (Wollensbedingung, condition purement potestative) (bk. sırf irâdî şart).
-
Will. thirst. desire. longing. yearning. wish. want. request. affect. appetence. appetency. appetite. aspiration. conation. craving. hankering. hunger. intentness. lust. maggot. passion. prurience. pruriency. rage. urge. yen.
-
Appetite. craving. desire. dream. fancy. longing. will. wish. yen. ambition.
-
Wish. want. request. desire. longing. hunger. lust. will. yen.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|