Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > istediğini al nedir, istediğini al ne demek, istediğini alın anlamı, ingilizcesi (istediğini al nnd)

istediğini al nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








istediğini al

  1. (en) Take your pick

al (nedir)

  1. Kanın rengi, kızıl, kırmızı.
  2. Bu renkte olan.
  3. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu.
  4. Bu renkte olan (at).
  5. Yüze sürülen pembe düzgün, allık.
  6. Aldatma, düzen, tuzak, hile
  7. Alüminyum elementinin simgesi.
  8. (Resim) Nar çiçeği rengi,alev kırmızısı.
  9. (en) Red. ruddy. scarlet.
  10. (en) Ruddy. scarlet.
  11. (en) All.
  12. (en) All; wholly; completely; as, almighty, almost.
  13. (en) To; at; on; in OF. shortened to a-.
  14. (en) See Ad-.
  15. (en) The Arabic definite article answering to the English the; as, Alkoran, the Koran or the Book; alchemy, the chemistry.
  16. (en) Although; if.
  17. (en) Red. scarlet. vermilion. rouge.
  18. (en) A silvery ductile metallic element found primarily in bauxite. a state in the southeastern United States on the Gulf of Mexico; one of the Confederate states during the American Civil War. , all', alla, alle - To; used with other words, e g al Fine.
  19. (en) Aluminum.
  20. (en) Aluminum; a metal that is toxic to trees and fish.
  21. (en) Action Level The concentration of a contaminant which, if found to be exceeded, will trigger further treatment or other procedures that the water system must follow to lower the level.
  22. (en) Annual Leave The Federal government has made provisions for authorized absence from work, usually through earned leave, for most of its employees Annual leave is earned on the basis of years of Federal service Full-time employees with 15 years or more of service earn 26 days of annual leave a year; those with three but less than 15 years earn 20 days; and those with less than three years earn 13 days.
  23. (en) Is an acronym for the ICQ feature call Active List to create/join a group of individuals with the same interests. , all', alla, alle: To; used with other words, e g al Fine.
  24. (en) Exchangeable aluminum, i e aluminum that may be taken up by roots Aluminum in the soil solution is very toxic to plants The lower the pH, the more plant available aluminum is.
  25. (en) A protocol that translates data into a format that can be interpreted by the ATM Cell.
  26. (en) Autograph Letter, in the handwriting of the author but not signed.
  27. (en) The Assistant Leader: This is a team role that is unique to the Therapeutic Spiral Model It was created to help manage the integration of group members into a TSM drama when they are triggered The AL directs all subscenes that are outside of the circle of safe experiencing. an East Indian tree HO - expresses surprise OX - a clumsy person. - This award is given to those achieving the Competent Leader award, served a complete term as a District Officer, completed the High Performance Leadership Program, and served successfully as a Club Sponsor, Mentor, or Specialist.
  28. (en) Action Level The concentration of a contaminant which, if exceeded, triggers treatment or other requirement, which a water system must follow.
  29. (en) Alabama.
  30. (en) ANSI-labeled tape without user-label processing. axial length ATR against-the-rule astigmatism. abbr Access Line.
  31. (en) Aft/Left.
  32. (en) One of two aliens that appeared in SailormoonR He disguised herself as Ginga Seijuurou and attended Juban Junior High School He had a crush on Tsukino Usagi.
  33. (fr) Vermillon

take (nedir)

  1. F. (took, taken) almak; götürmek; kapmak; yakalamak, gasp etmek; tuzağa düşürmek; kazanmak; seçmek; satın almak; kiralamak; olmak; abone olmak; çıkarmak; uğramak; karşılamak; farz etmek, saymak; anlamak, kavramak; yapmak; faydalanmak; ile gitmek; duymak, hissetmek; tutmak; da yanmak; (argo) aldatmak, kandırmak; kenetlenmek; sin. çevirmek. take aback şaşırtmak. take a beating dayak yemek; bozguna uğramak. take about gezdirmek. take a bow tebrikleri kabul etmek. take a breath nefes almak, dinlenmek. take account of hesaba almak veya katmak .take a chair oturmak. take a course ders almak; den. belirli bir yönde gitmek. take a dare meydan okumaya aldırış etmemek; meydan okuyana karşı koymak. take advantage of faydalanmak, istifade etmek; istismar etmek. take affront alınmak, darılmak .take after benzemek: yolunu tutmak, izinde yürümek. take aim nişan almak. take a joke şakadan anlamak, şakaya gelmek. take alarm korkmak. take along beraber götürmek. take amiss yanlış anlamak; darılmak. take an examination sınava girmek. take apart ayırmak, koparmak; soruşturmak. take a picture resim çekmek. take a powder (argo) toz olmak, tüymek. take arms silâha sarılmak. take a shot nişan almak; resim çekmek .take at one's word sözüne inanmak. take away alıp götürmek. take back geri almak .take care dikkat etmek, ihtiyatlı davranmak. take care of bakmak; rüşvet alarak halletmek; (argo) öldürmek. take caution against bir şeye karşı tedbir almak. take charge idaresini üzerine almak. take counsel danışmak; ölçünmek. take cover sığınmak. take dictation dikte almak. take down indirmek; sökmek, parçalara ayırmak; kibrini kırmak, alçaltmak; yazmak, kaydetmek, dikte almak. take effect yürürlüğe girmek, muteber olmak; tesir etmek. take fire tutuşmak, ateş almak, alevlenmek .take for diye almak, sanmak, zannetmek. take French leave izinsiz savuşmak. take from almak; çıkarmak. take from the table ertelenmiş bir tasarıyı yeniden ele almak. take heart yüreklenmek, cesaret almak, kuvvet almak .take heed kulak asmak, dinlemek, önem vermek. take hold tutmak, ele geçirmek, işi yürütmek. take in almak, içeriye almak; daraltmak; yelken sarmak; kapsamak; anlamak; k.dili. aldatmak, yutturmak; (A.B.D.), k.dili. gezmek, görmek. take in hand avuncunun içine almak, idaresini ele almak. take into account hesaba katmak. take into one's head tutturmak. take in tow yedeğe almak; yol göstermek. take in vain küfür etmek. take issue with aksi tarafı tutmak. take it anlamak; katlanmak, dayanmak. take it easy işin kolayına bakmak, aldırmamak. Take it easy ! Sakin ol ! take it hard çok etkilenmek. take it on the chin yenilmek; dayanmak. Take it or leave it ister al, ister alma. take it out in para yerine kabul etmek (mal). take it out on (A.B.D.), k.dili. öfkesini birisinden çıkarmak, çatmak, hırsını çıkarmak. take kindly to hoşlanmak, hoşuna gitmek. take leave ayrılmak, gitmek. take lying down katlanmak, hazmetmek. take measures tedbir almak. Take my word for it Bana inanınız Sizi temin ederim. take notice of dikkat etmek, farkına varmak, ehemmiyet vermek. take oath yemin etmek, ant içmek. take occasion fırsattan faydalanmak. take off çıkarmak: kopya etmek; indirmek; ölümüne sebep olmak; k.dili. taklit etmek; (uçak) havalanmak; (A.B.D.), k.dili. kalkmak. take office göreve başlamak. take on ele almak; üstüne almak; vazife vermek, işe almak; k.dili. sızlanmak. take one's fancy hoşuna gitmek. take one's life in one's hands kellesini koltuğuna almak. take out çıkarmak; çıkartmak; götürmek, eşlik etmek. take over teslim almak; idareyi elinde tutmak. take pains with çok uğraşmak, didinmek. take part katılmak, iştirak etmek. take place vaki olmak, vuku bulmak .take potluck Allah ne verdiyse beraber yemek. take possession kullanmak, sahip çıkmak. take pride gurur duymak. take root kökleşmek, tutmak. take shape şekil almak, teşekkül etmek. take sick hastalanmak. take sides taraf tutmak. take steps tedbir almak. take stock depo mevcudunu saymak, malın mevcudunu hesap etmek; hesaplamak. take the chair başkan olmak .take the field bir sahaya atılmak; savaşa başlamak. take the stage dikkati üzerine çekmek. take the veil rahibe olmak. take the wind out of one's sails k.dili. öfkesini yatıştırmak, yelkenleri suya indirmek. take time vakit almak, vakit istemek. take to çare olarak kullanmak; alışmak; hoşlanmak. take to heart etkilenmek. take to one's heels tabanları kaldırmak, kaçmak. take to task azarlamak, paylamak . take up yukarı çekmek, kaldırmak; tutmak; üzerine almak, karışmak; poliçeyi ödemek; almak; kısaltmak; başlamak; ele almak; kabul etmek .take up arms silâha sarılmak. take up the gauntlet meydan okumasını kabul etmek .take up with k.dili. arkadaşlık kur- mak. take walks dolaşmak, gezmek, yürüyüşe çıkmak .take water su almak (gemi). Take your time Acele etmeyin. be taken with çok hoşuna gitmek. He has been taken from us Onu ölüm bizden ayırdı. I have taken your time Vaktinizi aldım Sizi meşgul ettim.
  2. I. alma, alış; tutma, tutuş; sin. çekim; bir seferlik av miktarı; (A.B.D.), k.dili. hasılat; (çalınan) parti; (İng.) kiralanmış arazi; (ası) tutma; kavrama.
  3. F. almak, götürmek, tahammül etmek, tutmak, icap etmek, ele geçirmek, elde etmek, yakalamak, çıkarmak, karşılamak, atlatmak, etmek, hissetmek, yanmak, kazanmak, yapmak, ölçmek, kabul etmek, sanmak, çekmek [fot.], katlanmak, dayanmak, kaplamak, gerektirme

your (nedir)

  1. Zam., s. senin, sizin, kıs. yr.
  2. Zm. senin, sizin

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)