Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > incitmek nedir, incitmek ne demek (incitmek nnd)

incitmek nedir, incitmek ne demek?

incitmek

  1. İncinmesine yol açmak
    Örnek: Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim. A. Gündüz
  2. Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek
    Örnek: Bu gibi işlerin halkı incitmeyeceğini söylediler. M. Ş. Esendal
  3. (en) Hurt.
  4. (en) Offend.
  5. (en) Harm.
  6. (en) Touch.
  7. (en) İnjure.
  8. (en) Wound.
  9. (en) Aggrieve.
  10. (en) Cut up.
  11. (en) Gall.
  12. (en) Hurt deeply.
  13. (en) Mortify.
  14. (en) Pique.
  15. (en) Rive.
  16. (en) Scarify.
  17. (en) Scathe.
  18. (en) Scotch.
  19. (en) Sting.
  20. (en) Strain.
  21. (en) Pain.
  22. (en) To hurt.
  23. (en) To injure.
  24. (en) To strain.
  25. (en) To offend.
  26. (en) To cut.
  27. (en) To pique.
  28. (en) To tread on sb's corns.
  29. (en) To tread on sb's toes.
  30. (en) Rick.

yol (nedir ne demek)

  1. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.
  2. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
    Örnek: Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. Ç. Altan
  3. Genellikle yerleşim alanlarını bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
    Örnek: Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu. Ö. Seyfettin
  4. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer.
  5. Gidiş çabukluğu, hız.
  6. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
  7. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik.
  8. Yolculuk.
  9. Kolcuğun veya anahtarın konumlarından her biri.
  10. Elektronlar, iyonlar veya moleküller gibi taneciklerin hareket ettiği iz, patika.
  11. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler.
  12. (en) İtinerary.
  13. (en) Road.
  14. (en) Access.
  15. (en) Artery.
  16. (en) Course.
  17. (en) Dodge.
  18. (en) Lane.
  19. (en) Alley.
  20. (en) Form.
  21. (en) Frontager.
  22. (en) Measure.
  23. (en) Way, road.
  24. (en) Way.
  25. (en) Angle.
  26. (en) Approach.
  27. (en) Avenue.
  28. (en) Channel.
  29. (en) Cutting.
  30. (en) Expedient.
  31. (en) Gateway.
  32. (en) Handle.
  33. (en) Journey.
  34. (en) Meatus.
  35. (en) Outlet.
  36. (en) Path.
  37. (en) Route.
  38. (en) Tack.
  39. (en) Thoroughfare.
  40. (en) Trail.
  41. (en) Walk.
  42. (en) Weigh.
  43. (en) Wise.
  44. (en) Line.
  45. (en) Manner.
  46. (en) Means.
  47. (en) Method.
  48. (en) Mode.
  49. (en) Order.
  50. (en) Process.
  51. (en) Recipe.
  52. (en) Rule.
  53. (en) Streak.
  54. (en) Ways.
  55. (en) Street.
  56. (en) Stripe.
  57. (en) Passage.
  58. (en) System.
  59. (en) Proprieties.
  60. (en) Sort.
  61. (en) Tracing.
  62. (en) Track.
  63. (fr) Chemin, voie
  64. (fr) Trajectoire

açmak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
    Örnek: Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı. S. F. Abasıyanık
  2. Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak
    Örnek: Örtüyü açmaya mecburum. R. H. Karay
  3. Engeli kaldırmak.
  4. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak
    Örnek: Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı. M. Ş. Esendal
  5. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak.
  6. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak.
  7. Çevresini genişletmek.
  8. Birbirinden uzaklaştırmak.
  9. Almacı çalıştırmak için düğmeye basmak ya da düğmeyi çevirmek.
  10. (en) Open.
  11. (en) Bare.
  12. (en) Break.
  13. (en) Confide.
  14. (en) Dilate.
  15. (en) Expose.
  16. (en) Sink.
  17. (en) Power on.
  18. (en) To open.
  19. (en) Offer.
  20. (en) Lead.
  21. (en) Uncurl.
  22. (en) Unpin.
  23. (en) Clear off.
  24. (en) Decompress.
  25. (en) Elaborate.
  26. (en) Open up.
  27. (en) Uncover.
  28. (en) Unclose.
  29. (en) Unwrap.
  30. (en) Clear away.
  31. (en) Clear.
  32. (en) Clear up.
  33. (en) Expand.
  34. (en) Open out.
  35. (en) Spread out.
  36. (en) Unfold.
  37. (en) Unfurl.
  38. (en) Untie.
  39. (en) Undo.
  40. (en) Unbind.
  41. (en) Unlock.
  42. (en) Turn on.
  43. (en) Switch on.
  44. (en) Ring up.
  45. (en) Disclose.
  46. (en) Sharpen.
  47. (en) Whet.
  48. (en) Bring up in conversation.
  49. (en) Bring up the.
  50. (en) Spread.
  51. (en) Unloosen.
  52. (en) Unwind.
  53. (en) To uncover.
  54. (en) To unfold.
  55. (en) To spread.
  56. (en) To shave off.
  57. (en) To clear up.
  58. (en) To inaugurate.
  59. (en) To untie.
  60. (en) To unravel.
  61. (en) To solve.
  62. (en) To make lighter.
  63. (en) To disclose / to mention.
  64. (en) To let know.
  65. (en) To suit a person.
  66. (al) Einschalten, zuschalten
  67. (fr) Allumer

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010