Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ince ayar nedir, ince ayar ne demek, ince ayarın anlamı, ingilizcesi (ince ayar nnd)

ince ayar nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ince ayar

  1. Bk. duruma göre iktisat politikası
  2. Oluk seçiminden sonra, devreler arasındaki uyuşumu sağlamak, istenilen yayacı kusursuz olarak alabilmek için yapılan ayar.
  3. Küçük genlikli reaktiflik değişimlerini düzeltmek amacıyla yapılan ayarlama.
  4. (en) Fine tuning
  5. (en) Fine control
  6. (al) Feinabstimmung, Scharfabstimmung
  7. (fr) Réglage fin, accord fin, syntonisation précise
  8. (fr) pilotage

duruma göre iktisat politikası (nedir ne demek)

  1. Ekonomide istikrarı sağlamak amacıyla mevcut duruma göre uygulanan ve Keynesyen iktisatçılar tarafından benimsenen para ve maliye politikaları. krş. kurala göre iktisat politikası
  2. (en) Discretionary stabilization policy, fine tuning

ince (nedir ne demek)

  1. Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
  2. Zayıf
    Örnek: Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı.
  4. Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
  5. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
  6. Tiz (ses), pes karşıtı
    Örnek: İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
  7. Hafif, gücü az
    Örnek: Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
  8. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    Örnek: Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
  9. (en) Thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.
  10. (en) Attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finely.
  11. (en) Delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.
  12. (en) Attic
  13. (en) Tricky, trickish, tricksy, delicate
  14. (en) vaporous
  15. (en) thin

ayar (nedir ne demek)

  1. Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu.
  2. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü.
  3. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.
  4. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü.
  5. Değer, derece
    Örnek: Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim. B. R. Eyuboğlu
  6. Çalgıların akort, seslem, tel yüksekliği gibi ayarlama gerektiren her bir bölümü ve bunları ayarlama işlemi.
  7. Almaçlarda seçik, doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler. (Başlıcaayarlar oluk seçme, sertlikayarı, parlaklıkayarı, yükseklikayarı, genişlikayarı, düşey doğrusallıkayarı, görüntülükayarıdır).
  8. Bk. odaklama
  9. Bk. karat (II)
  10. Ayarlama işi.
  11. (en) Adjustment, control
  12. (en) Adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick.
  13. (en) Adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick. test.
  14. (en) Setting. tune. standard. adjustment for accuracy. adjustment. setup. fineness. carats. quality character. gauging. calibration. control. focusing. assay. proof. standard of finess.
  15. (en) adjustment
  16. (en) setting
  17. (al) Regelung, Justierung
  18. (fr) Réglage, contrôle, ajustage
  19. (fr) ajustage

iktisat (nedir ne demek)

  1. Ekonomi.
  2. Tutum.
  3. Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı, tüketimi ve bölüşümüyle ilgili sosyal bir bilim dalı.
  4. Sınırsız insan gereksinmelerinin karşılanmasında kıt kaynakların alternatif kullanımlar karşısında karar verme ve seçim yapma yollarını inceleyen sosyal bir bilim dalı.
  5. (en) Economy. economics. thrift. saving. economist.
  6. (en) economics.
  7. (en) economics

politika(nedir ne demek)

  1. Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, siyaset, siyasa
    Örnek: Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Anayasa
  2. Yöntem
    Örnek: Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular. N. Cumalı
  3. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme
    Örnek: Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. (en) Politics. policy.
  5. (en) Policy. politics.
  6. (en) Politics. political policy. path. policies. stand pat. walkway.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük