|
ince ayar
-
Bk. duruma göre iktisat politikası
-
Oluk seçiminden sonra, devreler arasındaki uyuşumu sağlamak, istenilen yayacı kusursuz olarak alabilmek için yapılan ayar.
-
Küçük genlikli reaktiflik değişimlerini düzeltmek amacıyla yapılan ayarlama.
-
Fine tuning
-
Fine control
-
Feinabstimmung, Scharfabstimmung
-
Réglage fin, accord fin, syntonisation précise
-
pilotage
duruma göre iktisat politikası (nedir ne demek)
-
Ekonomide istikrarı sağlamak amacıyla mevcut duruma göre uygulanan ve Keynesyen iktisatçılar tarafından benimsenen para ve maliye politikaları. krş. kurala göre iktisat politikası
-
Discretionary stabilization policy, fine tuning
-
Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
-
Zayıf
Örnek:
Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
-
Taneleri ufak, iri karşıtı.
-
Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
-
Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
-
Tiz (ses), pes karşıtı
Örnek:
İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
-
Hafif, gücü az
Örnek:
Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
-
İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
Örnek:
Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
-
Thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.
-
Attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finely.
-
Delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.
-
Attic
-
Tricky, trickish, tricksy, delicate
-
vaporous
-
thin
-
Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu.
-
Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü.
-
Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.
-
Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü.
-
Değer, derece
Örnek:
Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim. B. R. Eyuboğlu
-
Çalgıların akort, seslem, tel yüksekliği gibi ayarlama gerektiren her bir bölümü ve bunları ayarlama işlemi.
-
Almaçlarda seçik, doğru ve düzgün bir görüntü ve pürüzsüz ses elde etmek amacıyla yapılan düzenlemeler. (Başlıcaayarlar oluk seçme, sertlikayarı, parlaklıkayarı, yükseklikayarı, genişlikayarı, düşey doğrusallıkayarı, görüntülükayarıdır).
-
Bk. odaklama
-
Bk. karat (II)
-
Ayarlama işi.
-
Adjustment, control
-
Adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick.
-
Adjusting. regulating. tuning. standard. carat. gauge. gage. accuracy. adjustment. readjustment. tune-up. touchstone. regulation. content. foot rule. yardstick. test.
-
Setting. tune. standard. adjustment for accuracy. adjustment. setup. fineness. carats. quality character. gauging. calibration. control. focusing. assay. proof. standard of finess.
-
adjustment
-
setting
-
Regelung, Justierung
-
Réglage, contrôle, ajustage
-
ajustage
-
Ekonomi.
-
Tutum.
-
Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı, tüketimi ve bölüşümüyle ilgili sosyal bir bilim dalı.
-
Sınırsız insan gereksinmelerinin karşılanmasında kıt kaynakların alternatif kullanımlar karşısında karar verme ve seçim yapma yollarını inceleyen sosyal bir bilim dalı.
-
Economy. economics. thrift. saving. economist.
-
economics.
-
economics
politika(nedir ne demek)
-
Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, siyaset, siyasa
Örnek:
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Anayasa
-
Yöntem
Örnek:
Bir mirasyedi politikasıyla, birikmiş altını, el sürülmedik kaynaklarını har vurup harman savurdular. N. Cumalı
-
Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme
Örnek:
Bana karşı kullandığı tehdit ve şantaj politikası güverte halkınca malumdu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Politics. policy.
-
Policy. politics.
-
Politics. political policy. path. policies. stand pat. walkway.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|