Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ince açınık nedir, ince açınık ne demek, ince açınıkın anlamı (ince açınık nnd)

ince açınık nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ince açınık

  1. Bkz. Açınık.

ince (nedir ne demek)

  1. Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
  2. Zayıf
    Örnek: Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı.
  4. Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
  5. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
  6. Tiz (ses), pes karşıtı
    Örnek: İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
  7. Hafif, gücü az
    Örnek: Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
  8. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    Örnek: Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
  9. (en) Thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.
  10. (en) Attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finely.
  11. (en) Delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.
  12. (en) Attic
  13. (en) Tricky, trickish, tricksy, delicate
  14. (en) vaporous
  15. (en) thin

açınık (nedir ne demek)

  1. Kapantı veya fazla daraltı yapmaksızın dudakların ve ağız içinde dilin aldığı çeşitli durumlarda açık ağızla soluğun dışarıya verilmesinden meydana gelen seslere denir.açınıklar sürelerine göre UZUN (Longue) ve KISA (Brève), dil ile damak arasındaki yolun genişliğine göre GENİŞ (Large: a, e, o, ö) ve DAR (Etroite: ı, i, u, ü), dudakların düz veya yuvarlak bir şekil aldıklarına göre DÜZ (Non - arrondi: a, e, ı, i,) ve YUVARLAK (Arrondie: o, ö, u, ü), ağzın arkasından veya biraz daha önden çıktıklarına göre de KALIN, ART veya ARTDAMAKSIL (Postérieure ou Vélaire: a, ı, o, u) ve İNCE, ÖN veya DAMAKSIL (Antérieure ou Palatale: e, i, ö, ü) diye ayrılır. Bundan başka acıraklar bazı dillerde YÜKSEK (Haute), ORTA (Moyenne), ALÇAK (Basse), AÇIK (Ouverte), KAPALI (Fermée), GERGİN (Tendue), SALKIN (Re-laehée), DÜZGÜLÜ (Normale), DÜZGÜSÜZ (Anormale), KESKİN (Aigue), AĞIR (Grave), DURU (Claire), PARLAK (Eclatante), KOYU (Sombre) ve DONUK (Terne) diye ele alınır.
  2. (fr) Voyelle

kendi (nedir ne demek)

  1. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat
    Örnek: Kendi ülkemizde kendimizi yok edeceklerdi. R. E. Ünaydın
  2. Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz.
  3. Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz
  4. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz.
  5. (en) Of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.
  6. (en) He. itself. own. personally. respective. self. several. in person.
  7. (en) Own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.

dar  US UK (nedir ne demek)

  1. İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı.
  2. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz
    Örnek: Sahilleri kucaklayan tatlı meltemler, bu mahallenin dar sokaklarından geçmiyordu. S. Derviş
  3. Az, elverişsiz, sınırlı.
  4. Sıkıntılı
    Örnek: Dar bir gün gelmiş birinden üç beş kuruş almışım, ne çıkar! M. Ş. Esendal
  5. Yetersiz.
  6. Güçlükle, ucu ucuna, ancak
    Örnek: En sonra, pek çok sıkılan çocukların zoru ile, akşam altı postasına dar yetiştiler. M. Ş. Esendal
  7. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk.
  8. Yurt.
  9. Ev.
  10. (en) Narrow. tight. constricted. close-bodied. clinging. exiguous. parochial. poky. snug. strait. stringent. narrowly. close-fitting.
  11. (en) Clinging. narrow. parochial. restricted. shallow. cramped. tight. scant. scanty. short. limited. narrowly. barely.
  12. (en) Narrow. tight. limited. restricted. difficult. clinging. close. close fitting. cramped. local. scant. spare. stringent. tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeyen ;. trews.
  13. (en) Defense Acquisition Regulations.
  14. (en) Digital Audio Radio. Dial-a-ride: see 'demand responsive '.
  15. (en) Daughters of the American Revolution.
  16. (en) House, household, realm. [From Hindi /dar/, with initial /d-/ in Mandarin Chinese /dai/ ] stripe -- marking of a different color or texture from the background.
  17. (en) Deutscher Akkreditierungsrat.
  18. (en) Door, gate. book.
  19. (en) acute
  20. Daughters of the American Revolution Amerika'da milliyetçi ve tutucu bir kadın derneği.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük