Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > iman etmek nedir, iman etmek ne demek (iman etmek nnd)

iman etmek nedir, iman etmek ne demek?

iman etmek

  1. Tanrı'ya, dine inanmak.
  2. (en) To have faith in God.

iman (nedir ne demek)

  1. Dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, din inancı, kutsal inanç, inanç, itikat.
  2. İslam dinine inanma.
  3. Güçlü inanç, inan
    Örnek: Kalpleri vatan aşkı ve imanı ile doluydu. H. C. Yalçın
  4. Bk. inan
  5. (en) Faith, specially in its subjective meaning, the faculty of believing the revelations of Allah.
  6. (en) True faith.
  7. (en) Faith, trust, belief, acceptance From amana, to believe; and amina, to be tranquil in heart and mind, to become safe or secure, to trust; amana to render secure, grant safety Iman is being true to the trust with respect to which Allah has confided in one by a firm believing of the heart, not by professing it on the tongue only Derivatives: amn, peace, security, protection ; amin, trustworthy, faithful, honest ; mu'min, a believer, he who is given certainty and trust; Divine Name: al-Amin, He Who is secure from any causality.
  8. (en) Faith and trust in Allah.
  9. (en) Faith.
  10. (en) Belief.
  11. (en) Faithfulness.
  12. (en) Religion.
  13. (en) Credo.
  14. (en) Creed.
  15. (en) Adherence to Islam.
  16. (en) Absolute conviction.
  17. (en) Confidence.
  18. (en) Arabic for 'faith'; the doctrinal aspect of the Moslem faith, distinguished from ritual practices.
  19. (en) Or Imaan 'Faith'-- Heartily acceptance and verbal confession thereof.

inan (nedir ne demek)

  1. İnanma işi.
  2. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman, itikat
    Örnek: ... kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı. R. E. Ünaydın
  3. Bilinmeyene bağlanma.
  4. Kişiselinanmanın içeriği;inanılan doğruların tümü.
  5. (Özellikle dinsel anlamda) Bir bağlanmadan doğan güven; Tanrı'ya duyulan sınırsız güven.
  6. Görünmez olana içteninanma; saklı olanı, daha açığa çıkmamış olanı duyma.
  7. (en) Accredit.
  8. (en) Reliance.
  9. (en) Faith.
  10. (fr) Foi
  11. (la) Fides

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

dine   US UK (nedir ne demek)

  1. Konaklama yeri
    Örnek: İsmini duyduklarımızın, bildiklerimizin kimi çayımdan, kimi dinemden geçti. F. R. Atay
  2. (en) Give dinner to; host for dinner; 'I'm wining and dining my friends' have supper; eat dinner; 'We often dine with friends in this restaurant'.
  3. (en) To dine upon; to have to eat.
  4. (en) To eat the principal regular meal of the day; to take dinner.
  5. (en) To give a dinner to; to furnish with the chief meal; to feed; as, to dine a hundred men.
  6. (en) Have supper; eat dinner; 'We often dine with friends in this restaurant'.
  7. (en) Give dinner to; host for dinner; 'I'm wining and dining my friends'.
  8. (en) Qui dort dine The seven sleepers and others required no food till they woke from their long sleep The same may be said of all hibernating animals To dine with Democritos To be cheated out of one's dinner Democritos was the derider or philosopher who laughed at men's folly To dine with Sir Thomas Gresham To go without one's dinner; to be dinnerless; Sir Thomas Gresham founded the Royal Exchange which was a favourite lounge for those who could not afford to provide themselves with a dinner To dine with Duke Humphrey To dine with Mahomet To die and dine in paradise To dine with the cross-legged knights.
  9. (en) It was the custom in Egypt to dine at noon But it is probable that the Egyptians took their principal meal in the evening, as was the general custom in the East.
  10. Akşam yemeği yemek, akşam yemeğini yemek, akşam yemeği vermek; ağırlamak
  11. Günün esas yemeğini yemek veya yedirmek
  12. Akşam yemeği yemek
  13. Ziyafet vermek
  14. Yemeğe davet etmek

inanmak (nedir ne demek)

  1. Bir şeyi doğru olarak benimsemek
    Örnek: Bizim şairlerimiz sanatın sanat için olduğuna inanırlar, başka bir ereği olabileceği akıllarına gelmez. N. Ataç
  2. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek.
  3. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek
    Örnek: Bu başın bir kadına değil, bir hamala ait olduğuna inanmak zor değildi. P. Safa
  4. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek.
  5. Kanarak aldanmak.
  6. İman etmek.
  7. (en) Attribute.
  8. (en) Embrace.
  9. (en) Feel.
  10. (en) To believe sth.
  11. (en) To believe sb.
  12. (en) Give credence to.
  13. (en) Believe.
  14. (en) Trust.
  15. (en) Rely.
  16. (en) Credit.
  17. (en) Put faith in.
  18. (en) Esteem.
  19. (en) Swallow.
  20. (en) Deem.
  21. (en) Be persuaded that.
  22. (en) Be sold on.
  23. (en) Figure.
  24. (en) Hold.
  25. (en) Suppose.
  26. (en) To count on sb's veracity.
  27. (en) To have faith in God.
  28. (en) Accredit.
  29. (en) Depend on / upon.
  30. (en) Give credit for.
  31. (en) Lippen.
  32. (en) To take in stock.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010