|
im dizisi
-
Daha özel bir kavram meydana getirmek üzere bir araya gelmiş iki veya ikiden artık söz işareti. Beyaz kâğıt, Eve gitmek gibi. (İM DİZİSİ GRAMERİ Grammaire syntagmatique .
-
syntegme
-
İşaret.
-
Alamet.
-
Artı, eksi, kökiki (karekök) +,-,(...), gibi işlemleri belirleyen biçimsel yazım,
-
Bir yayın dizgesinde bilgi taşıyan elektrik akımı ya da radyo dalgası.
-
Nh kökünü ifade eden ön ek.
-
Hlk. İlaç.
-
signal
-
Mark. sign.
-
Or Instant Message - IM - Technology similar to that of chat rooms, which notifies a user when a friend is online, allowing them to 'converse' by exchanging text messages. pharmaceutical abbreviation, intramuscular. intramuscular.
-
Information Memorandum.
-
Information Model.
-
Intramuscular Injection An injection into a muscle Intramuscular injections hurt, but are absorbed faster Particularly good for glucagon injections when treating a bad hypo.
-
Slang for individual medley, an event in which the swimmer uses all four competitive strokes in the following order: butterfly, backstroke, breaststroke and freestyle Top.
-
Slang for individual medley, an event in which the swimmer uses all four competitive strokes in the following order: butterfly, backstroke, breaststroke, and freestyle. information management.
-
Acronym for Information Management.
-
Intramuscular.
-
Information Management.
-
Intramuscular. n See instant messaging.
-
Slang for individual medley, an event in which the swimmer uses all four competitive strokes in the following order: butterfly, backstroke, breaststroke and freestyle. intramuscularly; injected into the muscle.
-
Information Management The way data is collected, analysed and the results disseminated and used Images Pictures represented on a computer screen, including X-rays.
-
Short for Instant Messenger, for people too thick to use irc. in the imitation: answering of a melody with the same melody in another instrument slightly later, as in a canon impressionism: trend in French art and music of the late nineteenth and early twentieth centuries that reflects the artist's impressions of natural phenomena incidental music: music heard between or during scenes of a dramatic work intermezzo: interlude interval: pitch distance between two notes inversion: melody played upside-down.
-
Inner Marker.
-
Instant messaging is the ability to easily see whether a chosen friend or co-worker is connected to the Internet and, if they are, to exchange messages with them Instant messaging differs from ordinary e-mail in the immediacy of the message exchange and also makes a continued exchange simpler than sending e-mail back and forth Most exchanges are text-only However, some services allow attachments Independent Service Organization - A firm or organization that offers to process online credit card transactions, usually in exchange for transaction fees or a percentage of sales Merchants must generally establish a merchant account before contracting for ISO services, although some ISOs claim not to require separate merchant accounts See also factoring.
-
Abbreviation for Intramuscular.
-
At , in the.
-
sign
-
mark
-
Signal
-
zeiche
-
signal
-
signe
-
Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra.
-
Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri
Örnek:
İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz. A. Ş. Hisar
-
Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra.
-
Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma.
-
Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler.
-
Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.
-
Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü.
-
film.
-
Dizi film.
-
Oturma yeridizisi.
-
Adenin(A), Adenin(A), Adenin(A), Guanin(G), Sitozin(C) ve Timin(T) nükleotid bazlarının belirli bir düzene göre dizilmesi sonucu oluşan polinükleotid zinciri, sekans.
-
Konu, tutum, deyiş yönünden birbirine bağlı olan; aynı oyuncular, aynı çevirim takımıyla gerçekleştirilen filmler. TV
-
Birbirinin devamı olan, aynı takım ve genellikle aynı oyuncular tarafından gerçekleştirilen televizyon izlenceleri
-
Konusu kendi içinde bir izlence dolduracak biçimde parçalara ayrılmış, her biri öbürünün devamı olarak belirli aralıklarla yayınlanan televizyon izlencesi.
-
Genel olarak aynı kişi ya da kuruluşça yayımlanan, ortak bir konuyu değişik açılardan ya da değişik bölümleriyle inceleyen yapıtların oluşturduğu bütün.
-
Series, 2-
-
serial
-
Batch. battery. course. line. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. serial. paradigm. scale. progression. file.
-
array.
-
Series. file. range. rank. row. series. string. line. scale. progression. train. linkage. configuration. tier. bank. gear. layer. queue. form. formation. lineup. catena. tail. strand. skein. ordinal. course. alignment. strung.
-
row
-
series
-
array
-
Serie, Filmserie,
-
Reihe, Fortsetzungsreihe, Fortsetzungserie,
-
Sendefolge, Sendereihe, Fernsehserie
-
1-2. série, 3. feuilleton (télévisé)
-
rang
-
Şimdiye kadar, henüz.
-
Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
Örnek:
Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
-
Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
-
Bundan başka, bunun dışında
Örnek:
Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
-
Any. more. over. yet. still. any. only. plus.
-
Any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.
-
Yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.
özel(nedir ne demek)
-
Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
Örnek:
Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi. F. R. Atay
-
Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zatî
Örnek:
Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta. N. Cumalı
-
Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
-
Dikkatle değer, istisnai.
-
Her zaman görülenden, olağandan farklı.
-
1- Genelden ayrı olan; bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan. 2-(Mantıkta) Cinse karşıt olarak türle ilgili olan.
-
Special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.
-
Distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.
-
Custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.
-
special
-
custom
-
spécial
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|