|
ilkel
-
İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif
-
Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif.
-
Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad.
-
Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz.
-
Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif.
-
(Lat. primitivus < primus - ilk) : 1- Zaman bakımından en eski olan, ilk olan. 2-Gelişmesinin başında bulunan; daha gelişmemiş olan. 3- (Estetikte) Yalın, salt bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan.
-
Primitive. primordial. crude. elementary. embryonic. primal. primeval. rude. rudimental. rudimentary. proto-.
-
Primitive. rude.
-
Primitive. primary.
-
primitive
-
primitif
-
Primitivus, primus
-
Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı
Örnek:
Gözlerini açınca ilk işi saatine bakmak oldu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni
Örnek:
İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. N. Cumalı
-
Birinci olarak, en başta.
-
First. primary. the very first. original. beginning. early. elementary. initial. initiative. initiatory. maiden. opening. preliminary. premier. primal. prime. primitive. primordial. pristine. proto-.
-
Early. first. former. initial. maiden. opening. preliminary. premier. primary. prime.
-
İnitial. the first. elementary. original. preliminary. primal. prime. primitive.
-
A kind of person; 'I don't like people of his ilk'.
-
Sınf, çeşit, tür, tip, cins
-
Tür, çeşit, tip
-
Case: in case of
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|