|
ilk tasarım
-
Bir tasarımın hazırlanmış ilk biçimi.
-
Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı
Örnek:
Gözlerini açınca ilk işi saatine bakmak oldu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni
Örnek:
İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. N. Cumalı
-
Birinci olarak, en başta.
-
First. primary. the very first. original. beginning. early. elementary. initial. initiative. initiatory. maiden. opening. preliminary. premier. primal. prime. primitive. primordial. pristine. proto-.
-
Early. first. former. initial. maiden. opening. preliminary. premier. primary. prime.
-
İnitial. the first. elementary. original. preliminary. primal. prime. primitive.
-
A kind of person; 'I don't like people of his ilk'.
-
Sınf, çeşit, tür, tip, cins
-
Tür, çeşit, tip
-
Zihinde canlandırılan biçim.
-
Tasar çizim, dizayn.
-
Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası.
-
Bir işlergenin ya da bir aygıtın yapısını belirgin çizgileriyle tasarlama.
-
Planning. projection.
-
Design. imagination tasavvur. design tasarçizim. representation.
-
design
-
Entwurf
-
dessin
-
Biçme işi.
-
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
Örnek:
İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
-
Yakışık alan şekil, uygun şekil
Örnek:
Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
-
Herhangi bir şeyin benzeri.
-
Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
-
Tarz
Örnek:
İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
-
Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
-
Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
-
Disketi zararlı ögelerden temizleme.
-
Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
-
Form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.
-
Bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.
-
Format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.
-
form
-
format
-
Form
-
forme
zaman(nedir ne demek)
-
Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
Örnek:
Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
-
Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
Örnek:
Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
-
Belirlenmiş olan an.
-
Çağ, mevsim.
-
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
-
Dönem, devir
Örnek:
Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
-
Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
Örnek:
Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
-
Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
-
Bk. çağ
-
(Derleme.. fiillerdeZaman) Eylemlerin belirttikleri geçmişZaman, şimdikiZaman, genişZaman, gelecekZaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
-
Bk. evre
-
1. SI biriminde saniye (s) gösterilen dördüncü boyut. 2.Bir iş veya olayın geçmekte olduğu sürenin ölçüsü.
-
Vakit; çağ.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands.
-
Whilst. bout. cycle. date. day. father time. hour. season. tense. time. when. while. sands. era. leeway. space.
-
Time. beat. date. day. the enemy. hour. interval. juncture. season. tide. while.
-
time
-
temps
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|