|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
integral
-
Parçalardan oluşmuş bütün.
-
Türevi bilinen fonksiyon.
-
Bk. tümlev
-
1 Of or pertaining to an integer. an upcoming multiwavelength mission from the European Space Agency; scheduled for launch in 2002, it will carry coaligned gamma-ray, X-ray and optical telescopes. -the sum over all parts.
-
Control action that automatically eliminates offset, or droop, between set point and actual process temperature See reset, automatic.
-
integral.
-
Bir bütünün ayrılmaz bir parçası olan, gerekli
-
Bir birlik meydana getiren parçalardan oluşan
-
Bütün, yekpare, bölünmemiş
-
mat
-
Bir işlevin, bağlı olduğu değişkenlerin küçük değişimleri için aldığı değerin, değişim aralıkları ile çarpımları toplamının sonsuz küçük değişim aralığı için vardığı erey.
-
Bir işlevin, bağlı olduğu değişkenlerin küçük değişimleri için aldığı değerin, değişim aralıkları ile çarpımları toplamının sonsuz küçük değişim aralığı için vardığı erey.
-
integral
-
Integral
-
Integral
-
intégrale
-
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele
Örnek:
Bir denklemde küçük bir eksi artı yanlışı altüst eder eşitliği. N. Cumalı
-
Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik.
-
Bir kimyasal tepkinmeye giren, çıkan ve ara basamaklarda yer alan özdeklerin değişimlerini nicel olarak gösteren anlatım türü.
-
equation.
-
Equation. equation muadele.
-
equation
-
fragmental
-
Eksiksiz, tam
Örnek:
Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. N. Cumalı
-
Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi
Örnek:
Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bozuk olmayan (para).
-
Parçalanmamış.
-
Birlik, tamlık
Örnek:
Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. O. V. Kanık
-
Tümel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
-
Eksiksiz, tüm.
-
Whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.
-
Aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.
-
Whole.
-
whole
türev(nedir ne demek)
-
Türemiş veya üretilmiş şey.
-
Yapım ekiyle kurulmuş kelime, müştak: Sev-gi, sev-in-mek, göz-lük gibi.
-
Bir madde üzerinde yapılan kimyasal işlemler sonucu elde edilen bir başka madde.
-
Değişken artması sıfıra giderken, fonksiyonun artmasının değişken artmasına oranının limiti.
-
(Derleme., türeme, türeme kelime, türemeli kelime, türemiş kelime Yapım ekiyle kurulmuş sözcük: Sevinç (sev-inç), sevgi (sev-gi), sevinmek (sev-in-mek) , söylenti (söyle-n-ti), başlangıç (baş-lan-gıç), gözlük (göz-lük), evli (ev-li) vb.
-
Bir işlevin değişiminin, bağlı olduğu değişkenin değişimine oranının, değişim aralığı sıfıra giderken vardığı erey.
-
Oluşan, ortaya çıkan, türeyen.
-
Derivative. involution. differentiation.
-
Derivative. derivative müştak.
-
derivative.
-
derivative
-
Derivat
-
dérivé
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|