|
ilgili taraflar
-
The parties concerned
-
İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik
Örnek:
Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi. N. Cumalı
-
alâkadar.
-
Related. concerned. connected. involved. interested. pertinent. companion. curious. germane. relative. about. anent.
-
Concerned. connected. hot. interested. involved. of. pertinent. related. interested. relevant. connected. concerning. regarding.
-
Concerned. relevant. interested in. concerned with. involving. involved. relative to.
-
İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk.
-
Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik.
-
Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
-
Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.
-
Bk. başvuru
-
Relation. connection. attachment. involvement. interest. affinity. concern. attention. liking. bearing. care. connexion. curiosity. pertinence. reference. regard. relationship. relativeness. relevance. relevancy. respect. solicitude. sympathy. though.
-
Attention. bearing. bug. care. relation. relationship. solicitude. connection. concern. interest. affinity.
-
Reference. concern. connection. interest. relation. affinity. aida. attachment. care. ha hah. involvement. keen interest. pertinency. play. respect. tie up.
-
affinity
-
Başvurma işi, müracaat.
-
Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
-
Application. letter of application. recourse. appeal.
-
Appeal. application. reqest.
-
Reference. application. recourse. request.
-
reference
-
Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri
Örnek:
Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat... R. H. Karay
-
Yön, yan, doğrultu
Örnek:
Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor. M. Ş. Esendal
-
Yöre, yer
Örnek:
Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu. H. Taner
-
İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.
-
Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
-
Bir şeyin belli bölümü, kısmı.
-
yan.
-
Side. part. end. party. hand. way. contractor. facet.
-
Behalf. part. side. way. aspect. direction. district. edge. border. party.
-
Part. side. portion. area. region. direction. party. aspect. behalf. facet. hand. quarter. way.
-
member
-
(eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı)
-
Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
-
Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.
parties
(nedir ne demek)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|