Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ileri sürmek nedir, ileri sürmek ne demek, ileri sürmekin anlamı, ingilizcesi (ileri sürmek nnd)

ileri sürmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ileri sürmek

  1. Der-Meyân (doğrusu: dermiyân) etmek.
  2. (en) Allege. propose. propound. submit. weave.
  3. (en) Allege. adduce. assert. bring forward. contend. to bring forward s. maintain. make out. offer. propound. put forward. set forth. set up. submit. suggest. urge.
  4. (en) adduce

ileri (nedir ne demek)

  1. Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı.
  2. Bir şeyin ulaşılacak yönü.
  3. Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra.
  4. Önde bulunan.
  5. Doğrusundan daha çok gösteren (saat).
  6. Önceki, evvelki.
  7. Benzerlerini geride bırakmış.
  8. Öne doğru, ileri doğru.
  9. Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.
  10. (en) Advanced. high. higher. sophisticated. ahead. forward. onward. forward. forwards. further. along. forth. onward. onwards.
  11. (en) Advanced. along. beyond. forth. forward. on. onwards. front part. forward part. future. the future part. the part to come. fast. ahead.
  12. (en) Advanced. front part. forward. toward the front. fore. ahead. fast. onward. pro. up.
  13. (en) fast
  14. (fr) En avant

i   US UK (nedir ne demek)

  1. Tikel olumlu önermenin simgesi.
  2. (en) Ninth letter of the English alphabet
  3. Fusel oil bazı içkiler yapı Iırken meydana gelen bir çeşit karışık ve za rarlı alkol
  4. İyelik hali my benim
  5. iodine.
  6. İngiliz alfabesinin dokuzuncu harfi
  7. I harfi şeklinde herhangi bir şey
  8. Romen rakamlannda bir sayısı.
  9. Bir (romen)

sürmek (nedir ne demek)

  1. Yönetip yürütmek, sevk etmek.
  2. Önüne katıp götürmek.
  3. Uzatmak, ileri doğru itmek
    Örnek: Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor. M. Ş. Esendal
  4. Dokundurmak, değdirmek
    Örnek: Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim. H. C. Yalçın
  5. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek
  6. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek
    Örnek: Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor. R. H. Karay
  7. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak
    Örnek: Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler. H. R. Gürpınar
  8. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
  9. Tutuklunun bu durumunun daha sürüp sürmeyeceği belli süreler içinde Sorgu Yargıçlığınca incelenerek, toplanan kanıtlara göre sanığın salıverilmesine yer olmadığının ve böylece tutukluğun uzamasının belirtilmesi ve uzaması.
  10. Sürüm işlemi.
  11. (en) Release, launch
  12. (en) Drive. drive out. last. continue. hang over. expatriate. run. apply. wipe on. lay on. rub. roll. spread. banish. bedaub. cast out. daub. endure. exile. expel. herd. lead. ostracize. outlaw. persist. pitchfork. relegate. slip in. smear. steer. stream.
  13. (en) Apply. banish. continue. daub. displace. drive. endure. exile. extend. hold. last. lay. persist. proceed. rankle. smear. spread. transport.
  14. (en) Drive. to drive. to touch. to plow. to exile sb to a place. to put on into circulation. to spread sth on or over sth. to rub sth on sth. to smear sth on sth. to lay sth before sb. to continue. t.
  15. (en) To continue
  16. (en) Tool along
  17. (en) Throw out
  18. (en) splash
  19. (en) distribute
  20. (en) stock
  21. (al) herausbringen
  22. (fr) Sortir (un film), lancer (un film), mettre en distribution
  23. (fr) continuer

dermeyan (nedir ne demek)

  1. Ortada, ortaya konmuş.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
  10. (en) Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
  11. (en) To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
  12. (en) step
  13. (en) say
  14. (en) total
  15. (en) aggregate

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük