|
iktisadi karar birimi
-
İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler.
-
Economic decisions maker, economic agent
-
Ekonomik
Örnek:
İktisadi düşünceler hâlâ devlet adamlarımızın resmî beyanlarında yer bulmaktadır. Y. K. Karaosmanoğlu
-
tutumsal.
-
economic.
-
Economic. economical. financial.
-
Economic. economical. pertaining to economics. amalgamation.
-
Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı
Örnek:
Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim. R. N. Güntekin
-
Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm.
-
Bu yargıyı bildiren belge.
-
Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik.
-
Değişmez olma.
-
Tam ölçüsünde, ne az ne çok.
-
Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş.
-
Yasama, yargı, yönetsel kuruluşların, tüzel kişilerin bir türe düzeni doğuran ve ortaya koyan son bildirileri.
-
Bk. karar
-
Decider. decision. judgement. sentence. resolution. determination. adjudication. award. conclusion. decree. doom. fiat. finding. holding. resolve. verdict. vote.
-
Conclusion. constancy. decision. decree. finding. injunction. judgment. resolution. resolve. sentence. settlement. verdict. judgement. stability. proper degree. reasonable degree. reasonable. decent.
-
Arbitrament. award. decision. decree. resolution. sentence. stability. verdict. judgement. proper degree. estimate. conclusion. fiat. finding. judgment judgement. judicium. purpose. resolve. senses. temper. ruling.
-
Decision, sentence, judgement, writ
-
Résolution "des assemblées", décision "administrative "judiciaire" du Conseil des Ministres", vote
-
Bir kümenin her elemanı.
-
Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite.
-
Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
-
Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri.
-
Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite.
-
Bir doğabilimsel niceliğin ölçümü için o nicelik cinsinden seçilen ve 1 değerinde sayılan büyüklük.
-
Bir ölçme ölçünü olarak benimsenen nicelik ya da boy.
-
Bir tanem, sevdiğim, biriciğim.
-
Unit, measuring unit
-
Unit. monad.
-
Denomination. unit.
-
Volume. module. unit. point.
-
unit
-
Einheit, Niasseinheit
-
Einheit
-
Unité (de mesure)
-
unité
-
Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici, müstahsil, tüketici karşıtı
Örnek:
Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır. Anayasa
-
Üretim sağlayan, üretimle ilgili.
-
Reproductive. generative. producer. manufacturer. breeder. grower.
-
Producer. grower. producing. generating.
-
Breeder. fabricant. fabricator. generating. generator. grower. maker. manufacturer. manufacturing man. producer.
-
Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse, yoğaltıcı, müstehlik, üretici karşıtı
Örnek:
Devlet tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır. Anayasa
-
Bitiren, mahveden.
-
Mal ve hizmetleri doğrudan doğruya kullanarak gereksinimlerini karşılayan iktisadi karar birimi.
-
Ototrof organizmaların ürettiği kaynakları tüketen heterotrof organizmalar.
-
Depletory. consumer. user.
-
Consumer. consumer müstehlik. consuming.
-
Consumer. user. enjoyer. exhausting.
-
consumer
-
consommateur
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|