Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > iki adres nedir, iki adres ne demek, iki adresin anlamı, ingilizcesi (iki adres nnd)

iki adres nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






iki adres

  1. Alıcı zarf üzerinde yazılı oturum yerinde bulunamazsa mektubun yeni oturum yerine gönderilmesi sağlanılmak için zarf üzerindeiki adres gösterilmesi.
  2. (en) Double address
  3. (fr) Faire suivre

iki (nedir ne demek)

  1. Birden sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
  3. Birden bir artık
    Örnek: Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
  4. (en) Two. dual. dyad. twain. two. couple. brace. amphi-. two-. bi-. duo-. ambi-.
  5. (en) Both. double. either. two.
  6. (en) Two. dyad. double double. twin double.
  7. (en) Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
  8. (en) Breath The physical act of respiration Also will power.

ik (nedir ne demek)

  1. Daha yüksek değerliği gösteren son ek, ous ile karşılaştırıldığında ferrous 2, ferrik 3.

adres (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin arandığında bulunabileceği yer
    Örnek: Mektuplar gelir adreslerine / Şenyuva apartmanı bodrum katı. O. V. Kanık
  2. Gönderilen bir şeyin üzerine, alıcının adını ve bulunduğu yeri bildirmek için yazılan yazı.
  3. (en) address.
  4. (en) Address. direction. take for a ride.

alıcı (nedir ne demek)

  1. Satın almak isteyen kimse, müşteri.
  2. Kendisine bir şey gönderilen kimse.
  3. Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
  4. Almaç.
  5. Görüntüleri alan cihaz, kamera.
  6. Azrail.
  7. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
  8. Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
  9. 1- Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç. 2- Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
  10. Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
  11. Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
  12. Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
  13. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
  14. Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
  15. 1. Kendisine kan verilen birey. 2. Embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient.
  16. Duygulu, içli, alıngan.
  17. Atmac.
  18. (en) Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,
  19. (en) Recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.
  20. (en) Addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.
  21. (en) Buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.
  22. (en) receiver
  23. (en) buyer
  24. (en) Camera, television camera, electron camera, electronic camera
  25. (en) recipient
  26. (en) acceptor
  27. (en) addressee
  28. (al) Empfänger
  29. (fr) récepteur

zarf  US UK (nedir ne demek)

  1. Kap, kılıf, sarma.
  2. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese
    Örnek: Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler. A. Haşim
  3. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap
    Örnek: Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi. R. Enis
  4. Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.
  5. Bk. belirteç
  6. Değiştirime uğramış bir dalganın en uç bölümlerini yani genliğin üst bölümlerini gösteren eğri.
  7. Virüs tarafında kodlanan proteinlerle tomurcuklanma sırasında hücreden alınan lipoprotein tabakadan oluşan ve bazı virüs ailelerinde kapsit yapının üzerinde bulunan yapı ögesi.
  8. (en) envelope
  9. (en) Adverbial. adverb. calyx. cartridge. cover. envelope. receptacle. sheath.
  10. (en) Adverb. envelope. case. cover. jacket. adverb belirteç.
  11. (en) A metallic cuplike stand used for holding a finjan. an ornamental metal cup-shaped holder for a hot coffee cup.
  12. (en) An ornamental metal cup-shaped holder for a hot coffee cup.
  13. (al) Hüllkurve
  14. (fr) enveloppe
  15. Kahve fincanı zarfı.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük