|
ihtiyaç
-
Gereksinim.
-
Güçlü istek
Örnek:
Şefkatten ölecek derecede hisli, içli bir hâlde bağrıma basmak ihtiyacında idim. R. H. Karay
-
Yoksulluk, yokluk.
-
Bk. gereksinim
-
Bk. gereksinme
-
Need. necessity. want. requirement. call. demand. deprivation. desideratum. exigence. exigency. pinch. privation.
-
Necessity. need. occasion. requirement. requisite. thing. want.
-
Something needed. necessity. call. demand. deprivation. exigency exigence. lack. need. poverty. push. requirement. want.
-
Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç.
-
Karşılandığında haz, karşılanmadığında acı ve hüzün veren; karşılandıkça şiddetini kaybeden; zaman içinde kendini tekrarlayan; alışkanlık haline gelebilen; sınırsız ve öznel olan duygu.
-
Need. want. requirement. deficiency. demand.
-
Necessity. need. requirement. urge. want.
-
Requirement. need. necessity. call. lack. want.
-
Need, want
-
Gücü olan, kuvvetli, yavuz
Örnek:
Hele kendini güçlü hissederse, tetik ol, basbayağı saldırganlaşır. A. İlhan
-
Şiddeti çok olan.
-
Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu.
-
Nitelikleri ile etki yaratan, etkili
Örnek:
Kitabında ne kadar güçlü ve üslup sahibi bir yazar olduğunu belgeler. H. Taner
-
Gücü çok olan.
-
Etkili, önemli, nitelikli.
-
Şiddetli.
-
Powerful. strong. forceful. bouncing. brawny. energetic. full-blooded. heroic. high-pressure. iron. keen. mighty. pithy. potent. prepotent. robust. spirited. stalwart. stout. sturdy. vigorous. virile. voluminous. powered.
-
Able. acute. beefy. drastic. energetic. forceful. forcible. furious. hardy. influential. intense. keen. lusty. massive. mighty. muscular. potent. powerful. pronounced. robust. sappy. stentorian. strapping. strong. sturdy. substantial. tough. vigorous. virile. vivid. cogent. persuasive. high-powered.
-
Powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.
-
Sinewed, sinewy
-
Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk
Örnek:
Yanıma yaklaşan gölge, o eski şarkıyı gerçek bir istekle tekrarlıyordu. Ç. Altan
-
Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep.
-
İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.
-
Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu.
-
İrâde. ~ açığa vurması: irâde izhârı. ~ açıklaması: irâde beyânı, ~ koşulu: irâdî şart.
-
Will. desire. want. wish. request. claim. mind. adjuration. alacrity. appetite. aspiration. avidity. bent. demand. device. devoutness. disposition. earnestness. enthusiasm. grace. hunger. instance. intentness. pleasure. propensity. readiness. relish.
-
Ambition. appetite. ardour. aspiration. calling. claim. demand. desire. disposition. fancy. market. relish. request. run. rush. sale. stomach. want. will. wish. zeal.
-
Request. appetite. aida. anxiety. bidding. cry. demand. desire. disposition. eagerness. exigency exigence. inclination. itch. lyrical. mind. pretension. requisition. stomach. want. will. wish. zeal.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|