Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ifade edici dil nedir, ifade edici dil ne demek (ifade edici dil nnd)

ifade edici dil nedir, ifade edici dil ne demek?

ifade edici dil

  1. Çocukta önce alıcı dil gelişir.daha sonra ifade edici dil gelişir.

ifade (nedir ne demek)

  1. Anlatım.
  2. Deyiş, söyleyiş
    Örnek: Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım. S. M. Alus
  3. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü
    Örnek: Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu. S. F. Abasıyanık
  4. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama
    Örnek: Onun ifadesini henüz dosyada görmedim. A. İlhan
  5. Dışa vurum.
  6. Bk. anlatım
  7. Bk. deyim
  8. Bk. dışavurum
  9. Anlatmak. Söylemek.
  10. (en) Expression.
  11. (en) Statement.
  12. (en) Declaration.
  13. (en) Voice.
  14. (en) Deposition.
  15. (en) Evidence.
  16. (en) Denotation.
  17. (en) Enunciation.
  18. (en) İmport.
  19. (en) Locution.
  20. (en) Phrase.
  21. (en) Proposition.
  22. (en) Recital.
  23. (en) Recital of fact.
  24. (en) Signification.
  25. (en) Term.
  26. (en) Utterance.
  27. (en) Affirmation.
  28. (en) Sign.
  29. (en) Strain.
  30. (en) Testimony.
  31. (en) Look.
  32. (en) Way of expressing one's thoughts.
  33. (en) Facial expression.
  34. (en) Clincher.
  35. (en) Diction.
  36. (en) Exposition.
  37. (en) Statement of fact.
  38. (en) Misdescription.
  39. (en) Representation.

anlatım (nedir ne demek)

  1. Anlatma işi.
  2. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.
  3. Bir düşünce veya duyguyu bildirmek üzere kullanılan yargılı veya yargısız sözcük ya da sözcükler dizisi.
  4. Bir sinema ya da televizyon yapıtının belli bir kavram, düşünce ya da duyguyu görüntüler ve sesler yardımıyla ortaya koymada başvurduğu yol; görüntü ve sesleri kullanırken bunların sağladığı çeşitli olanaklardan yararlanma biçimi.
  5. (en) Manner of telling.
  6. (en) Narration.
  7. (en) Strain.
  8. (en) Verbalism.
  9. (en) Expression.
  10. (en) Exposition.
  11. (al) Erzählung
  12. (fr) Narration
  13. (fr) Expression

ifa (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapma, yerine getirme.
  2. Ödeme.
  3. Ödemek. Yerine getirmek. Söz verdiğini veya vazife bildiğini yerine getirmek. Kılmak. Yapmak.
  4. Çocuğun büyümesi.
  5. Çoğaltmak. (Osmanlıca'da yazılışı: i'fa)
  6. (en) Pursuance.
  7. (en) Acronym for Independent Financial Adviser You may need to use an IFA to help with your general financial planning along with pension options.
  8. (en) Independent Financial Adviser.
  9. (en) This term stands for Independent Financial Adviser and is a person who can provide financial advice on the most suitable investment for you.
  10. (en) Independent Financial Advisor: those registered in the UK, under the Financial Services Act 1986.
  11. (en) Independent Financial Advisor A person qualified to give financial advice to clients on life insurance, pensions, funds, and other financial products, who is not tied to any one financial institution They may charge their clients a fee for their advice or may receive a commission on the products which the client buys An IFAs recommendations are based on which company and products best suit the needs of the client.
  12. (en) Independent financial advisor is an advisor who has no affiliation with other financial companies.
  13. (en) Independent Financial Advisor In theory, these intermediaries should look at the entire financial market before making a selection and offer unbiased advice and access to all suitable financial products they sometimes still have access to special deals not on offer elsewhere because they may subscribe to a mortgage panel along with other advisers and brokers Together they convince lenders to provide special packages in return for their continued custom The only trouble is that they have to deliver a certain level of business over a year to remain on the panel, so they may favour some products over others.
  14. (en) Broker or other intermediary who is authorised to sell or advise on the policies offered by any insurance company, as well as other financial service providers They sometimes still have access to special deals not on offer elsewhere.
  15. (en) Indirect fluorescent antibody; test that detects antibody by allowing an antibody to react with its substrate and adding a second fluorescein dye-labelled antibody that will bind to the first.
  16. (en) An independent financial adviser who is not tied to any one company and must provide independent financial advice.
  17. (en) Swiss Investment Fund Act of March 18, 1994 Came into force at the beginning of 1995 Its main aim is to protect investors.
  18. (en) Irish Farmers Association.
  19. (en) Execution.
  20. (en) Fulfilment.
  21. (en) Performance.
  22. (en) Carrying out.
  23. (en) Fulfillment.
  24. (en) Fulfilllment.
  25. (en) Discharge.
  26. (en) Exercise.
  27. (en) Satisfaction.
  28. (en) Independent Financial Advisor.
  29. (en) İndependent financial adviser.
  30. (en) The Institute of Field Archaeologists is the professional body for UK archaeologists The IFA seeks to advance the practice of archaeology through the promotion of professional standards and ethics for the conservation, management and study of the historic environment.
  31. (en) İndirect fluorescent antibody.

dil (nedir ne demek)

  1. Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı
    Örnek: Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki... Y. Z. Ortaç
  2. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban
    Örnek: Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu. S. F. Abasıyanık
  3. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
    Örnek: Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır. H. S. Tanrıöver
  4. Belli durumlara, mesleklere, konulara özgü dil.
  5. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri.
  6. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
    Örnek: Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği. S. F. Abasıyanık
  7. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası.
  8. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı.
  9. Gönül, yürek.
  10. Ağız boşluğunda bulunan, çizgili kaslardan oluşmuş, lokmanın biçimlenmesinde, yutma, tat alma ve konuşmanın biçimlenmesinde görev alan çok hareketli bir organ, glossa, lingua.
  11. Tat alma organı.
  12. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma.
  13. Tutsak, esir.
  14. Körfez, koy.
  15. T. Lisan, zeban.
  16. (en) Two parallel rows of connection holes on a PCB Also, the type of connector used with this array.
  17. (en) Parlance.
  18. (en) Language.
  19. (en) Speech.
  20. (en) Tongue.
  21. (en) Clapper.
  22. (en) Lingo.
  23. (en) Neck.
  24. (en) Spit.
  25. (en) Promontory.
  26. (en) Point.
  27. (en) Bolt of a lock.
  28. (en) İndex of a balance.
  29. (en) Prominence.
  30. (en) Dataphor Interface Language An XML format for describing user interfaces independent of the platform on which they will be realized.
  31. (en) Dilate Dx diagnosis.
  32. (en) Dual in line package: simplest type of plastic package where the I/O's are found on either side of the package.
  33. (en) Dual-in-line Refers to component shape with two parallel rows of connection leads Syn: DIP.
  34. (en) Ate:.
  35. (la) Lingua Dgr.: Yun. glossa

önce (nedir ne demek)

  1. Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman
    Örnek: Demin söyledikleri bana sadece daha önce olup bitenleri düşündürdü. T. Buğra
  2. İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı
    Örnek: Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim. B. Felek
  3. (en) İnitially.
  4. (en) Notion and protest.
  5. (en) Primo.
  6. (en) For starters.
  7. (en) At first.
  8. (en) Prior.
  9. (en) First.
  10. (en) İn advance.
  11. (en) Firstly.
  12. (en) Prior to.
  13. (en) Early.
  14. (en) Before.
  15. (en) Back.
  16. (en) Above.
  17. (en) Afore.
  18. (en) Ante.
  19. (en) Pre-.
  20. (en) Pro-.
  21. (en) Ante-.

alıcı (nedir ne demek)

  1. Satın almak isteyen kimse, müşteri.
  2. Kendisine bir şey gönderilen kimse.
  3. Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt.
  4. Almaç.
  5. Görüntüleri alan cihaz, kamera.
  6. Azrail.
  7. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. Göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi.
  8. Mal veya hizmetleri satın alan gerçek veya tüzel kişi.
  9. Bir telefon çevrimindeki kiplenik akımları ses dalgasına dönüştüren çevireç.
  10. Bir vericinin yayınladığı imlemleri işitilebilir imlere dönüştüren düzenek.
  11. Caméra (de télévision), caméra électronique, caméra vidéo
  12. Appareil de prise de vues, caméra (cinématographique), ciné caméra,
  13. Kamera, Fernsehkamera, elektronische Kamera (Fernsehkamera)
  14. Sinema filmi çevirmekte kullanılan aygıt. TV
  15. Televizyon almacına ulaştırılacak konunun görüntüsünü elektriksel ime çeviren elektronik yapılıalıcı çeşidi.
  16. Kendisine kan verilen birey.
  17. Embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient.
  18. Duygulu, içli, alıngan.
  19. Atmac.
  20. (en) Camera, motion picture camera, cinema camera, movie camera, film camera,.
  21. (en) Emptor.
  22. (en) Film camera.
  23. (en) Getter.
  24. (en) Motion picture camera.
  25. (en) Perquisitor.
  26. (en) Sink.
  27. (en) Shopper.
  28. (en) Recipient.
  29. (en) Consumer.
  30. (en) Buyer.
  31. (en) Camera, television camera, electron camera, electronic camera.
  32. (en) Customer.
  33. (en) Purchaser.
  34. (en) Client.
  35. (en) Taker.
  36. (en) Addressee.
  37. (en) Receiver.
  38. (en) Receiving set.
  39. (en) Acceptor.
  40. (en) Accepter.
  41. (en) Consignee.
  42. (en) Distributee.
  43. (en) Pickup.
  44. (en) Sounder.
  45. (en) Vendee.
  46. (en) Wireless receiving set.
  47. (en) Wireless set.
  48. (al) Empfänger
  49. (fr) Récepteur

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011