Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ifa etmek nedir, ifa etmek ne demek (ifa etmek nnd)

ifa etmek nedir, ifa etmek ne demek?

ifa etmek

  1. Yapmak, yerine getirmek.
  2. (en) To perform, to execute, to fulfil.

ifa (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapma, yerine getirme.
  2. Ödeme.
  3. (en) Pursuance.
  4. (en) Acronym for Independent Financial Adviser You may need to use an IFA to help with your general financial planning along with pension options.
  5. (en) Independent Financial Adviser.
  6. (en) This term stands for Independent Financial Adviser and is a person who can provide financial advice on the most suitable investment for you.
  7. (en) Independent Financial Advisor: those registered in the UK, under the Financial Services Act 1986.
  8. (en) Independent Financial Advisor A person qualified to give financial advice to clients on life insurance, pensions, funds, and other financial products, who is not tied to any one financial institution They may charge their clients a fee for their advice or may receive a commission on the products which the client buys An IFAs recommendations are based on which company and products best suit the needs of the client.
  9. (en) Independent financial advisor is an advisor who has no affiliation with other financial companies.
  10. (en) Independent Financial Advisor In theory, these intermediaries should look at the entire financial market before making a selection and offer unbiased advice and access to all suitable financial products they sometimes still have access to special deals not on offer elsewhere because they may subscribe to a mortgage panel along with other advisers and brokers Together they convince lenders to provide special packages in return for their continued custom The only trouble is that they have to deliver a certain level of business over a year to remain on the panel, so they may favour some products over others.
  11. (en) Broker or other intermediary who is authorised to sell or advise on the policies offered by any insurance company, as well as other financial service providers They sometimes still have access to special deals not on offer elsewhere.
  12. (en) Indirect fluorescent antibody; test that detects antibody by allowing an antibody to react with its substrate and adding a second fluorescein dye-labelled antibody that will bind to the first.
  13. (en) An independent financial adviser who is not tied to any one company and must provide independent financial advice.
  14. (en) Swiss Investment Fund Act of March 18, 1994 Came into force at the beginning of 1995 Its main aim is to protect investors.
  15. (en) Irish Farmers Association.
  16. (en) Execution.
  17. (en) Fulfilment.
  18. (en) Performance.
  19. (en) Carrying out.
  20. (en) Fulfillment.
  21. (en) Fulfilllment.
  22. (en) Discharge.
  23. (en) Exercise.
  24. (en) Satisfaction.
  25. (en) Independent Financial Advisor.
  26. (en) İndependent financial adviser.
  27. (en) The Institute of Field Archaeologists is the professional body for UK archaeologists The IFA seeks to advance the practice of archaeology through the promotion of professional standards and ethics for the conservation, management and study of the historic environment.
  28. (en) İndirect fluorescent antibody.

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

yapmak (nedir ne demek)

  1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
    Örnek: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
  2. Olmasına yol açmak.
  3. Onarmak, tamir etmek.
  4. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
    Örnek: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
  5. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
    Örnek: Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
  6. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
    Örnek: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
  7. Düzenli bir duruma getirmek.
  8. Üretmek.
  9. (en) Accomplish.
  10. (en) Acquit oneself.
  11. (en) Architect.
  12. (en) Build.
  13. (en) Commit.
  14. (en) Construct.
  15. (en) Cost.
  16. (en) Deliver.
  17. (en) Discharge.
  18. (en) Draw.
  19. (en) To fashion.
  20. (en) To create.
  21. (en) To prepare.
  22. (en) To buoy oneself with sth.
  23. (en) To do sth as one's regular work or occupation.
  24. (en) To carry out.
  25. (en) To affect.
  26. (en) To execute.
  27. (en) To fix sth.
  28. (en) To caus.
  29. (en) Father.
  30. (en) Put on.
  31. (en) Carve out.
  32. (en) Contrive.
  33. (en) Create.
  34. (en) Engineer.
  35. (en) Establish.
  36. (en) Execute.
  37. (en) Fashion.
  38. (en) Fulfil.
  39. (en) Fulfill.
  40. (en) Go over.
  41. (en) Go through.
  42. (en) Have.
  43. (en) İmplement.
  44. (en) Land.
  45. (en) Make.
  46. (en) Perform.
  47. (en) Practice.
  48. (en) Practise.
  49. (en) Produce.
  50. (en) Profess.
  51. (en) Put thro.
  52. (en) Fabricate.
  53. (en) Fill.
  54. (en) Found.
  55. (en) Hold.
  56. (en) Manage.
  57. (en) Manufacture.
  58. (en) Perpetrate.
  59. (en) Redeem.
  60. (en) Transact.
  61. (en) To do.
  62. (en) To make.
  63. (en) To perform.
  64. (en) To fulfil.
  65. (en) To carry sth out.
  66. (en) To mend.
  67. (en) To repair.
  68. (en) To fix onarmak.
  69. (en) Tamir etmek.
  70. (en) To build.
  71. (en) To construct.
  72. (en) To erect.
  73. (en) To found inşa etmek.
  74. (en) To produce.
  75. (en) To manufacture.
  76. (en) To bring sth out üretmek.
  77. (en) To cause yol açmak.
  78. (en) To marry to evlendirmek.
  79. (en) To cost.
  80. (en) To do with.
  81. (en) To have.
  82. (en) To possess.
  83. (en) To cook.
  84. (en) To draw.
  85. (en) To deliver.

yerine (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere
    Örnek: Bana haftalık yerine gündelik ver. R. N. Güntekin
  2. Başkasının adına
    Örnek: Nitekim o gün eksiltmeye kendi yerine onu yollamıştı. H. Taner
  3. (en) İnstead.
  4. (en) İnstead of.
  5. (en) İn lieu.
  6. (en) İn lieu of.
  7. (en) İn sb's/sth's stead.
  8. (en) Before.
  9. (en) İn place of.
  10. (en) Vice.
  11. (en) İn lie.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012