Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > işe koyulmak nedir, işe koyulmak ne demek (işe koyulmak nnd)

işe koyulmak nedir, işe koyulmak ne demek?

işe koyulmak

  1. (en) Sit down to work, roll up one's sleeves, approach a task.

koyulmak (nedir ne demek)

  1. Koyma işine konu olmak.
  2. Koyulaşmak.
  3. Girişmek, başlamak, teşebbüs etmek
    Örnek: Söyleyecek şey kalmayınca Rabia fırladı, dükkânı teftişe koyuldu. H. E. Adıvar
  4. (en) Start, begin, set to, settle down to, address oneself to, approach, attack, go, hop to it, launch out, set about, set oneself to do smth., set out, sit down, start in, start off, start out, tackle, turn to.

sit down   US UK (nedir ne demek)

  1. Oturmak, koyulmak, yere inmek, iniş yapmak, oturtmak

sit   US UK (nedir ne demek)

  1. Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
  2. (en) 3d pers.
  3. (en) Take a seat.
  4. (en) To rest upon the haunches, or the lower extremity of the trunk of the body; said of human beings, and sometimes of other animals; as, to sit on a sofa, on a chair, or on the ground.
  5. (en) To perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
  6. (en) To remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
  7. (en) To lie, rest, or bear; to press or weigh; - - with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
  8. (en) To be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
  9. (en) To suit one well or ill, as an act; to become; to befit; used impersonally.
  10. (en) To cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
  11. (en) To have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
  12. (en) To occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in Congress.
  13. (en) To suit ; to become.
  14. (en) Be in session; 'When does the court of law sit?' sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
  15. (en) To take a position for the purpose of having some artistic representation of one's self made, as a picture or a bust; as, to sit to a painter.
  16. (en) To sit upon; to keep one's seat upon; as, he sits a horse well.
  17. (en) To cause to be seated or in a sitting posture; to furnish a seat to; used reflexively.
  18. (en) Be seated.
  19. (en) Sit around, often unused; 'The object sat in the corner'.
  20. (en) Expression aimed at the ball to encourage it to stop rolling.
  21. (en) Be seated, as in: Please, sit here by me and tell me about your new job.
  22. (en) The filename extension used by files compressed with StuffIt, a popular Macintosh archival and compression program.
  23. (en) This ending on a file type indicates it has been compressed with Stuffit software Stuffit Expander is used by Mosaic to decompress the file.
  24. (en) File compressed in the StuffIt format commonly used on Macintosh computers See also: hqx.
  25. (en) The ISO 4217 currency code for the Slovenian Tolar.
  26. (en) The file extension for files created by Stuffit - a compression software.
  27. (en) Feather.
  28. (en) Syndicat islamique du travail - Trade union founded by the FIS in 1991.
  29. (en) Stuffit compressed file.
  30. (en) System Initialization Table A table containing user specifications the control the CICS initialization process.
  31. (en) Servizio Italiano di Taratura.
  32. (en) Slovenian tolars.
  33. (en) An abbreviation for Silicon Intensified Target Imager designed for low light applications A silicon target imager with a intensifier coupled to it.
  34. (en) To stay within your own base behind the protection of turrets and only leave to attack enemies, and even then within range of your bases' defense.
  35. (en) Sing.
  36. (en) Pres.
  37. (en) Of Sit, for sitteth.
  38. (en) Be in session; 'When does the court of law sit?'.
  39. (en) Assume a posture as for artistic purposes; 'We don't know the woman who posed for Leonardo so often'.
  40. (en) Sit and travel on the back of animal, usually while controlling its motions; 'She never sat a horse!'; 'Did you ever ride a camel?'; 'The girl liked to drive the young mare'.
  41. (en) Work or act as a baby-sitter; 'I cannot baby-sit tonight; I have too much homework to do'.
  42. (en) Show to a seat; assign a seat for; 'The host seated me next to Mrs Smith'.
  43. (sat, -ting) oturmak, çömelmek
  44. Tünemek
  45. Kuluçkaya yatmak
  46. Filanca tarafta bulunmak
  47. Toplantıda üye sıfatı ile oturmak: toplantı yapmak, toplanmak
  48. Ressam veya heykeltıraşa modellik etmek
  49. Resim çektirmek için poz vermek
  50. Binip oturmak (ata)
  51. Oturtmak
  52. Oturmak, poz vermek, modellik yapmak, sınava girmek, konmak, tünemek, kuluçkaya yatmak, toplanmak, oturuma katılmak, tam oturmak, yola getirmek, burnunu sürtmek, binmek, oturtmak

down   US UK (nedir ne demek)

  1. İnce kuş tüyü, yonda
  2. İnce tüy, ayva tüyü, hav.
  3. Aşağı indirmek, alaşağı etmek, yere yıkmak, devirmek, düşürmek
  4. Yenmek (sporda)
  5. Bir yudumda içmek, slang mideye indirmek.
  6. Aşağı, aşağıya
  7. Güneye doğru
  8. Tiyatro sahneye doğru, ileride
  9. Aşağıya yönelen
  10. Üzgün, argın
  11. İniş
  12. Talihin ters dönmesi
  13. Devirmek, yere sermek; yenmek; indirmek (uçak); mideye indirmek

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.022