Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > iğne ile kuyu kazmak nedir, iğne ile kuyu kazmak ne demek (iğne ile kuyu kazmak nnd)

iğne ile kuyu kazmak nedir, iğne ile kuyu kazmak ne demek?

iğne ile kuyu kazmak

  1. Yetersiz araçlarla, bir işi geç ve güç de olsa başarmak.

iğne (nedir ne demek)

  1. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç.
  2. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç.
  3. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü.
  4. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası.
  5. Bazı araçların ucu sivri parçaları.
  6. Şırınga.
  7. Zerk yolu ile vücuda verilen ilaç.
  8. Vücuda bu yolla ilaç verme işi
    Örnek: Eczacının yaptığı bir adrenalin iğnesinden sonra gözlerini açtı. H. Taner
  9. Bk. ateşleme iğnesi.
  10. (Lât, spicula: küçük mızrak) Omurgasız hayvanlarda rastlanan silis ya da kalkerden yapılmışiğne biçiminde yapılar;iğne biçiminde olan herhangi bir küçük çıkıntı. Spikül.
  11. Laboratuvarda mikrobiyolojik ekim, preparat hazırlama ve izolasyon işlemlerinde kullanılan, uç tarafı iğne biçiminde platin telden oluşan metal çubuk.
  12. (en) Brooch, pin.
  13. (en) Pin.
  14. (en) Needle.
  15. (en) İnjection.
  16. (en) Shot.
  17. (en) Sting.
  18. (en) Pintle.
  19. (en) Pointer.
  20. (en) Prick.
  21. (en) Spicule.
  22. (en) Spine.
  23. (en) Hypodermic.
  24. (en) Securing needle.
  25. (en) Straight pin.
  26. (en) Safety pin.
  27. (en) Brooch pin.
  28. (en) Stinger.
  29. (en) Fishhook.
  30. (en) Hypodermic shot.
  31. (en) Syringe.
  32. (en) İnjection shot.
  33. (en) Spike.
  34. (al) Spicula
  35. (fr) Spicule

ateşleme iğnesi (nedir ne demek)

  1. Kapsülün patlamasını sağlayan metal parça, iğne.

ile (nedir ne demek)

  1. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
    Örnek: Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
  2. Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
  3. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
  4. (en) With.
  5. (en) Together with.
  6. (en) Withal.
  7. (en) Plus.
  8. (en) By means of.
  9. (en) Hereby.
  10. (en) Upon.

kuyu (nedir ne demek)

  1. Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur
    Örnek: Kahveci Salih eğilmiş, az evvel sarkıttığı gazozları kuyudan çıkarıyordu. H. Taner
  2. Toprağa kazılan derince çukur.
  3. İçinden çıkılamayan durum veya yer.
  4. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.
  5. Yeraltı suyundan yararlanmak üzere insan eliyle açılmış, genellikle çember biçiminde, az çok derin çukur.
  6. (en) Well.
  7. (en) Shaft.
  8. (en) Bore.
  9. (en) Coalpit.
  10. (en) Draw well.
  11. (en) Oil well.
  12. (en) Deep hole.
  13. (en) Wellhole.
  14. (fr) Puit

kuy (nedir ne demek)

  1. Şal dokuma tezgahı. (Yavuz *Şavşat -Artvin)

kazmak (nedir ne demek)

  1. Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak.
  2. Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak
    Örnek: Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? M. A. Ersoy
  3. Hakketmek.
  4. (en) Excavate.
  5. (en) Trench.
  6. (en) Cave.
  7. (en) Cave in.
  8. (en) Disinter.
  9. (en) Grub.
  10. (en) Hole.
  11. (en) Hollow.
  12. (en) Hollow out.
  13. (en) Mine.
  14. (en) Pick.
  15. (en) Pick up.
  16. (en) Sink.
  17. (en) Spud.
  18. (en) To dig.
  19. (en) To excavate.
  20. (en) To trench.
  21. (en) Delve.
  22. (en) Dike.
  23. (en) Engrave.
  24. (en) Plant.
  25. (en) Scrape.

yetersiz (nedir ne demek)

  1. Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz.
  2. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan.
  3. Gereken, istenen niteliği olmayan.
  4. Verimli olmayan.
  5. (en) Deficient.
  6. (en) Disqualified.
  7. (en) Exiguous.
  8. (en) Defective.
  9. (en) İmpotent.
  10. (en) İnsubstantial.
  11. (en) Poor.
  12. (en) Skimpy.
  13. (en) Slender.
  14. (en) Subnormal.
  15. (en) Hopeless.
  16. (en) Poorly.
  17. (en) Ropy.
  18. (en) Slim.
  19. (en) İn short supply.
  20. (en) Half-Way.
  21. (en) Handicapped.
  22. (en) İnadequate.
  23. (en) İncapable.
  24. (en) İncommensurate.
  25. (en) İncompetent.
  26. (en) İnconclusive.
  27. (en) İnefficient.
  28. (en) İneligible.
  29. (en) İnsufficient.
  30. (en) Meager.
  31. (en) Meagre.
  32. (en) Powerless.
  33. (en) Scant.
  34. (en) Scanty.
  35. (en) Scrimp.
  36. (en) Scrimpy.
  37. (en) Shoestring.
  38. (en) Short.
  39. (en) Substandard.
  40. (en) Unequal.
  41. (en) Unqualified.
  42. (en) Weak.
  43. (en) Thin.
  44. (en) Unsatisfactory.
  45. (en) Ropey.

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Working.
  15. (en) Occupational.
  16. (en) Regulation.
  17. (en) Things to do.
  18. (en) Action.
  19. (en) Berth.
  20. (en) Commission.
  21. (en) Deal.
  22. (en) Dealing.
  23. (en) Dealings.
  24. (en) Mission.
  25. (en) The chief problem.
  26. (en) Something worth doing.
  27. (en) Agency.
  28. (en) Term.
  29. (en) Avocation.
  30. (en) Boom.
  31. (en) Breeze.
  32. (en) Profession.
  33. (en) Job.
  34. (en) Business, activity.
  35. (en) Work.
  36. (en) Occupation.
  37. (en) Business.
  38. (en) Trade.
  39. (en) Concern.
  40. (en) Affair.
  41. (en) Function.
  42. (en) Piece of work.
  43. (en) Works.
  44. (en) Activity.
  45. (en) Appointment.
  46. (en) Assignment.
  47. (en) Ball game.
  48. (en) Billet.
  49. (en) Calling.
  50. (en) Cause.
  51. (en) Commerce.
  52. (en) Deed.
  53. (en) Duty.
  54. (en) Employment.
  55. (en) Field.
  56. (en) Handiwork.
  57. (en) Labour.
  58. (en) Matter.
  59. (en) Office.
  60. (en) Operation.
  61. (en) Position.
  62. (en) Post.
  63. (en) Pursuit.
  64. (en) Service.
  65. (en) Show.
  66. (en) Situation.
  67. (en) Task.
  68. (en) Transaction.
  69. (en) Undertaking.
  70. (en) Workpiece.
  71. (en) Commercial operation.
  72. (en) Commis.
  73. (al) Arbeit
  74. (fr) Travail

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.025