Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > içi bayılmak nedir, içi bayılmak ne demek, içi bayılmakın anlamı, ingilizcesi (içi bayılmak nnd)

içi bayılmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






içi bayılmak

  1. Çok acıkmak.
  2. (en) To be famished

içi (nedir ne demek)

  1. (en) [ICI] adv. here, hither, over here

(nedir ne demek)

  1. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
    Örnek: Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Ç. Altan
  2. Oyuk şeylerin boşluğu.
  3. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
  4. Toplu bir durumda bulunan kimse
    Örnek: Ama hepiniz, hepiniz / Hepiniz geçim derdinde / Bir ben miyim keyif ehli içinizde? O. V. Kanık
  5. Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne.
  6. Ten ile dış giysiler arası
    Örnek: Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum. E. Bener
  7. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm.
  8. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.
  9. Kapalı yerlerde geçen görünçlükleriiçine alan çekim
  10. İşlikte, kapalı yerlerde çevrilmiş çekim. Dış'ın karşıtı.
  11. (en) İnterior (shot), indoor (studio shot)
  12. (en) İnternal. inner. interior. inside. in. domestic. inlying. inward. inland. civil. inside. interior. core. within. inward. bowels. intestine. stuffing. refill. guts. endo-.
  13. (en) Bowels. in. inland. inner. inside. interior. internal. inward.
  14. (en) İnside. internal. intrinsic. domestic. in. inner. the interior. the inside. the inner part of surface. among. internal organs of the body. heart. mind. will. home. internal politics. inward. inward meaning. kernel.
  15. (al) Innenaufnahme
  16. (fr) intérieur

bayılmak (nedir ne demek)

  1. Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek
    Örnek: Akşam vapurda giderken bir kadının bayıldığını gördüm. S. F. Abasıyanık
  2. Çok hoşlanmak, çok sevmek
    Örnek: Hatta kıza bayıldığını bile anlasaydı neye yarardı? R. H. Karay
  3. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek
    Örnek: Uzakta görülen manzaralar insana sıcaktan bunalmış ve bayılmış hissini verir. A. Ş. Hisar
  4. Vermek, ödemek.
  5. (en) Be a sucker for. blackout. faint. swoon. pass out. be fond of. adore. conk. lose consciousness. be enamored of. be enamoured of. enthuse. fall for. be taken by. be taken with.
  6. (en) Adore. collapse. faint. gush. swoon.
  7. (en) To faint. to swoon. to be thrilled with. [ to pay. to pass out. to lose consciousness. to be wild about.

çok acıkmak (nedir ne demek)

  1. (en) Starve, be famishing

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
  4. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
  5. (en) Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.

acıkmak(nedir ne demek)

  1. Yemek yeme gereksinimi duymak.
  2. (en) Get hungry. feel hungry. be hungry. feel hollow. feel peckish.
  3. (en) To feel hungry. to be hungry. to be famished.
  4. (en) To feel hungry. to crave. to hunger after. to starve. hunger.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük