|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
ticaret
-
Ürün, mal vb. alım satımı
Örnek:
Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı. F. R. Atay
-
Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği
Örnek:
Yolcuların çoğu çıkmış, artık ticareti dönüşe bıraktım. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bu etkinlikle ilgili bilim.
-
Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr.
-
Satmanlik, satkanlık, tecim.
-
Mercantile. trade. commerce. business.
-
Business. commerce. trade. traffic. trading.
-
Business. commerce. trade. traffic. trading. boom. business trade.
-
Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul.
-
Eser.
-
Bir tutum ve davranışın ortaya çıkardığı şey.
-
Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey.
-
1. Genellikle satılan, süt, yumurta, yün gibi üretilen bazı şeyler. 2. Bir veya daha fazla sayıdaki diğer maddelerden biyolojik, kimyasal veya fiziksel değişimlerin sonucu meydana gelen bir madde.
-
Tepkime sonucu doğan özdek.
-
Bir oluşum, işlem ya da yapım sonucu elde edilen nesne.
-
Child. crop. end product. fruit. graduate. growth. harvest. offspring. produce. product. progeny. result. turnoff. yield.
-
Child. commodity. crop. fruit. harvest. output. produce. product. production. result. turnout. yield.
-
Product. attitude study. crop. editorial write-up. emblements. established brand , image , market , product. finished goods. fructus. fruit. growth. harvest. increase. make. manufacture. off- going crop alivre. output. produce. production. progency. resul.
-
product
-
produit
mal(nedir ne demek)
-
Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
Örnek:
Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin
-
Büyükbaş hayvan
Örnek:
Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz
-
Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia.
-
Bayağı, aşağılık, kötü kimse
Örnek:
İyi bir mal olsa buraya gönderirler miydi? R. H. Karay
-
Esrar.
-
Orospu.
-
İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.
-
Goods. merchandise. property. possessions. holding. asset. chose. commodity. hereditament. ware.
-
Asset. commodity. effects. goods. holding. livestock. merchandise. property. wares.
-
A prefix in composition denoting ill, or evil, F. male, adv., fr. malus, bad, ill.
-
In some words it has the form male-, as in malediction, malevolent.
-
See Malice.
-
Chattel. commodity. goods. livestock. merchandise. riches. wealth. property. possession. estate assets. scoundrel. bastard. piece article. manufactures. ware. supplies. consignment. produce. farm stock. asset. capital. goods and chatt.
-
Malfunction.
-
Skydiver talk for Malfunction. prefix, bad, abnormal.
-
William W Malandra, Introduction to Ancient Iranian Religion. nIII: duty, obligation; obliged.
-
Minimum Analytical Limit.
-
goods
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|