Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > hoş bir şekilde nedir, hoş bir şekilde ne demek, hoş bir şekildenin anlamı, ingilizcesi (hoş bir şekilde nnd)

hoş bir şekilde nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








hoş bir şekilde

  1. (en) Nicely, agreeably, sweetly

hoş (nedir)

  1. Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren.
  2. Bununla birlikte
    Örnek: Hoş, benim de evlenmeye pek niyetim yok ya. H. E. Adıvar
  3. Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde.
  4. (en) Nice. pleasant. likeable. likable. agreeable. beautiful. fine. lovely. pretty. smooth. enjoyable. sweet. charming. affable. bonny. canny. clean-cut. congenial. debonair. debonaire. delectable. delicious. delightful. desirable. elegant. fragrant. hand.
  5. (en) Nice. pleasant. likeable. likable. agreeable. beautiful. fine. lovely. pretty. smooth. enjoyable. sweet. charming. affable. bonny. canny. clean-cut. congenial. debonair. debonaire. delectable. delicious. delightful. desirable. elegant. fragrant. hand. appealing. attractive. comely. cute. decent. dulcet. genial. goody. gorgeous. graceful. gracious. grand. handsome. mellow. melodic. musical. nicety. palatable. piquant. pleasing. pleasurable. prepossessing. refreshing. savoury. stunning. sugary. winsome.
  6. (en) Charming. nice. pleasant. for that matter. agreeable. amiable. amusing. bonny. congenial. cosy. cozy. cuddly. darling. debonair. delicious. enchanting. engaging. entertaining. fine. good. graceful. grateful. honeyed. likable likeable. pleasing. pleasurabl.

bir (nedir)

  1. Sayıların ilki.
  2. Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
  3. Bu sayı kadar olan.
  4. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
  5. Tek.
  6. Beraber.
  7. Eş, aynı, bir boyda.
  8. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
  9. (en) One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
  10. (en) One. single. some. mono-. uni-. un.
  11. (en) One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
  12. (en) Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
  13. (en) British Institute of Radiology.

şekil (nedir)

  1. Biçim
  2. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim.
  3. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz.
  4. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
    Örnek: Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık. R. N. Güntekin
  5. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi.
  6. Olma biçimi, durum, hâl.
  7. Anlatım biçimi
    Örnek: Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu. Y. K. Karaosmanoğlu
  8. Biçim.
  9. Bk. biçim
  10. (en) Form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-.
  11. (en) Form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-. configuration. line. outline.
  12. (en) Adjective. figure. shape. form. way. kind. sort. variety. condition. state. aspect. formation. frame. picture. mould. modality. structure. king. projection. geometrical. configuration. conformation. contour. cut. diagram. fashion. image. line. make. manne.

biçim (nedir)

  1. Biçme işi.
  2. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
    Örnek: İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
  3. Yakışık alan şekil, uygun şekil
    Örnek: Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
  4. Herhangi bir şeyin benzeri.
  5. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
  6. Tarz
    Örnek: İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
  7. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
  8. Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
  9. Disketi zararlı ögelerden temizleme.
  10. Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
  11. (en) Form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.
  12. (en) Bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.
  13. (en) Format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.
  14. (en) Form
  15. (al) Form
  16. (fr) Forme

nicely (nedir)

  1. Zf. güzelce, hoşça, çok iyi, hoş, kibarca, hoş bir şekilde

agreeably (nedir)

  1. Zf. tatlılıkla, hoş bir şekilde, kabul ederek, razı olarak, uygunca, uygun bir şekilde

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)