|
hitap etmek
-
Seslenmek, ... -e karşı söylemek, söz yöneltmek
Örnek:
Kötü konuşuyoruz, bilhassa tanımadıklarımıza hitap ederken tamamıyla kekeliyoruz. B. R. Eyuboğlu
-
To address. call. call upon. direct. discourse.
-
Sözü birine veya birilerine yöneltme, seslenme.
-
Addressing. address. an addressing.
-
Speech. discourse. additor.
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Aggregate
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
Step
-
Say
-
Total
seslenmek (nedir)
-
Uzaktan bağırarak çağırmak, ünlemek
Örnek:
Birkaç adım yürüdü, seslendi.- Yusuf Bey, Yusuf Bey. S. Kocagöz
-
Bir şey söylemek için sesini çıkarmak veya cevap vermek
Örnek:
Kendisini kurtarmaları için ev sahiplerine seslenecek, işaret edecek oldu. M. Ş. Esendal
-
Sözü birine veya birilerine yöneltmek, birine karşı söylemek, hitap etmek.
-
Yell. call. call to. cry. shout. shout to. holler.
-
Call. hail. shout. to call out. to say something. to address. to speak to hitap etmek.
-
To call out to sb. to say sth. to speak to. to address. call. cry. hail. holler.
-
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, yamaç
Örnek:
Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor. H. E. Adıvar
-
Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı
-
Ön, kat, huzur
-
Bulunan yere göre önde, ileride olan.
-
Karşıt, zıt, muhalif.
-
Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
-
Karşılık olarak, mukabil
-
İçin, hakkında
-
Contrary. opposed. counter. discordant. opponent. opposing. opposite. repugnant. gainst. opposite. against. facing. before. con. counter. con-. anti-. against. contra. versus. towards. toward. athwart. for. to.
-
Adverse. against. averse. contrary. counter. discordant. opposite.
-
Against. counter. for. opposite. the place opposite. facing. opposing. anti. in the direction of. in return for. in response to. toward. contrary to. as a cure for. as a countermeasure to. adverse. antagonistic. averse. contra. contrary. derogative. derog.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|