|
his
-
Duygu
Örnek:
Birisi duygularına, hislerine kulak verir, öteki hile ve desise seslerine ... B. Felek
-
Duyu.
-
Sezgi, sezme.
-
bk.Histidin
-
Bk. duygu
-
Feeling. emotion. sense. sensation. feel. sentiment. chord. consciousness.
-
Feeling. sense. sentiment.
-
Belonging or pertaining to him; used as a pronominal adjective or adjective pronoun; as, tell John his papers are ready; formerly used also for its, but this use is now obsolete.
-
The possessive of he; as, the book is his.
-
Feeling. emotion. sensation. sentiment. sense. chord. feel. quick.
-
Hospital Information System.
-
Hospital information system A system that provides the information management features that hospitals need for daily business Typically includes patient tracking, billing and administrative programs and also may include clinical features.
-
Hospital information system Typically used to describe hospital computer systems with functions like patient admission and discharge, order entry for laboratory tests or medications, and billing functions See also: Electronic medical record.
-
Hospital Information System The introduction of systems to integrate and communicate computer-held information for patient care and the management of a hospital.
-
Implemented to reduce cost, increase information availability, improve medical research, and reduce waste. pron: his 46.
-
Eril onun
-
Zam onunki.
-
Onun, onunki
-
Büyüme ve dokuların onarımı, sindirim ve mide öz suyu oluşumunda çok önemli olan, alerji, romatizmal artrit ve anemi tedavisinde, kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin üretiminde gereksinim duyulan, renksiz, suda çözünen kristallerden oluşan sembolü His ve H olan esansiyel olan bazik bir amino asit.
-
[Histidin (das) ] n. histidine, amino acid derived from fish proteins
-
histidine
-
Duyularla algılama, his.
-
Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim
Örnek:
Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir. B. Felek
-
Önsezi
Örnek:
Yolunuzu değiştirmeniz lazım geldiğini de sezecek kadar bir duygum vardır. A. Gündüz
-
Ahlaki, estetik vb. şeyleri değerlendirme, onlara bağlanma yeteneği.
-
Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik
Örnek:
Bütün bu hatıraların yerini bir tek duygu, fena bir duygu, fenayım, fena oluyorum, çok fenayım duygusu kapladı. P. Safa
-
Kimi nesne, olay veya kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his.
-
Belli bir uyaran karşısında genellikle güdü ve değerlerle ilişkili olarak belirip çoğu kez süreklilik ve tutarlılık gösteren, heyecandan daha zayıf bir uyarım biçimi.
-
Feeling. emotion. feel. sense. sensation. chord. sentiment.
-
Emotion. communion. feel. feeling. sensation. sense. sentiment.
-
Feeling. sensation. sentiment. impression. emotion. chord. feel. sense. wit.
-
sentiment
-
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, hasse.
-
Algılama yeteneği.
-
İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
-
Sensation. sense.
-
Sense. sensation.
-
sense
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|