|
hesaplama
-
Hesaplamak işi.
-
Matematiksel işlemler yapma. Cebirsel bir çalışmadan çok aritmetik bir çalışma. Örneğin, yarıçapı 20 cm. olan bir kürenin hacmini bulma, 5'in karesini bulma veya 9'un karekökünü bulma gibi.
-
Bk. nicelleme
-
Bk. işlemleme
-
Reckoning. calculation. computation. sums.
-
Computation. reckoning. calculation. compution.
-
Calculation. calculating. casting. casting off. computation. computing. count. estimating.
-
computation
-
calculation
-
Bir çokluğu sayma ya da sayısal işlemler yoluyla niceliğe dönüştürme.
-
computation
-
Hesap işlemini yapmak, hesap etmek.
-
Bir şeyi, bir durumu ayrıntılı bir biçimde düşünmek, hesap etmek
Örnek:
Hasan, Zeyno ile ilgili her şeyi kafasında hesaplamış olduğu kanaatindeydi. H. E. Adıvar
-
Reckon. calculate. compute. figure out. check out. work out. cipher. count up. discount. foot. foot up. number.
-
Calculate. compute. estimate. reckon. to calculate. to compute. to reckon. to figure out. to work sth out. to take into account. to take into consideration. to plan.
-
Calculate. compute. to calculate. to weigh the advantages against the disadvantages of. to estimate. to project. to take sth into consideration. to make a calculation. to work out the figures. figure. figure out. rate. scale. take stock. tally.
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
-
Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
-
Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
profession.
-
job
-
work.
-
Business, activity.
-
work
-
Arbeit
-
travail
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|