Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > hem kaçar hem davul çalar nedir, hem kaçar hem davul çalar ne demek (hem kaçar hem davul çalar nnd)

hem kaçar hem davul çalar nedir, hem kaçar hem davul çalar ne demek?

hem kaçar hem davul çalar

  1. Çekinir göründüğü işi yapmaktan vazgeçemez.

hem   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için "özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki" anlamlarında kullanılan bir söz.
  2. Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz.
  3. ... hem ... biçiminde tekrarlanarak görevdeş sözleri, cümleleri eşitlik, pekiştirme, birlikte olma veya karşıtlık anlamlarıyla bağlayan bir söz
    Örnek: Şiir üzerinde hem tecrübem fazla hem bilgim. O. V. Kanık
  4. Hem ... hem ... biçiminde tekrarlanarak görevdeş sözleri, cümleleri eşitlik, pekiştirme, birlikte olma veya karşıtlık anlamlarıyla bağlayan bir söz
  5. Yunanca kan anlamına gelen ön ek.
  6. Formülü C34H33O4N4FeOH olan yapısı hematine benzeyen bir Fe(II) kompleksi. Hemoglobinin ve bazı enzimlerin bir parçası.
  7. Hemoglobin molekülünün oksijen taşıyan ve demirle porfirinden oluşan proteinsiz kısmı.
  8. Hemoglobinin oksijen bağlayan, proteinsiz ve kana kırmızı rengi veren demirli pigmenti, heme.
  9. (en) Also.
  10. (en) Them An onomatopoetic word used as an expression of hesitation, doubt, etc.
  11. (en) It is often a sort of voluntary half cough, loud or subdued, and would perhaps be better expressed by hm.
  12. (en) An utterance or sound of the voice, hem or hm, often indicative of hesitation or doubt, sometimes used to call attention.
  13. (en) To make the sound expressed by the word hem; hence, to hesitate in speaking.
  14. (en) The edge or border of a garment or cloth, doubled over and sewed, to strengthen it and prevent raveling.
  15. (en) Border; edge; margin.
  16. (en) Border made on sheet-metal ware by doubling over the edge of the sheet, to stiffen it and remove the sharp edge.
  17. (en) To form a hem or border to; to fold and sew down the edge of.
  18. (en) The edge created by folding metal back on itself Metal is hemmed for safety and strength reasons.
  19. (en) Using a Whip stitch to attach the linings [Devlin, 1840].
  20. (en) Heme.
  21. (en) Likewise.
  22. (en) And also.
  23. (en) Both.
  24. (en) Besides.
  25. (en) Even.
  26. (en) Edge of material doubled over onto itself for the purpose of safe handling or to increase edge stiffness.
  27. (en) -- Edge of material doubled over onto itself for the purpose of safe handling or to increase edge stiffness.
  28. (en) High energy milk.
  29. (en) He Microwave.
  30. (en) Hemlock.
  31. (en) The edge created by folding metal back on itself Metal is hemmed to eliminate sharp edges and increase rigidity.
  32. (en) The edge created by folding metal back on itself.
  33. Kenarını bastırmak, hımlamak
  34. (med, ming) elbise kenarı, baskı
  35. Kıvırıp kenarını bastırmak
  36. Ünlem (med, ming) Hım! (bir kimseyi uyarmak için çıkarılan ses
  37. Tereddüt veya şüphe belirten ses)
  38. (f) böyle bir ses çıkarmak
  39. Tereddüt ederek konuşmak

kaçar (nedir ne demek)

  1. Kaç soru sıfatının üleştirme biçimi.
  2. (en) How many each.
  3. (en) How much each.

davul (nedir ne demek)

  1. Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı, bateri
    Örnek: Hafif sesli bütün aletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum. F. R. Atay
  2. (en) Drum.
  3. (en) Timpano.
  4. (en) Tambour.
  5. (en) Timpani.

çalar (nedir ne demek)

  1. Farklılık veya anlam inceliği, nüans.
  2. (en) Soak through, drench; penetrate; permeate; see through; rumble; fix; lower; crush, smash; stop, halt.

(nedir ne demek)

  1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
    Örnek: İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
  2. Bir değer yaratan emek.
  3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
  4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
  5. Kamu yararına yapılan işler.
  6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
  7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
  8. İş yeri
  9. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
  10. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
  11. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
  12. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
  13. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
  14. (en) Working.
  15. (en) Occupational.
  16. (en) Regulation.
  17. (en) Things to do.
  18. (en) Action.
  19. (en) Berth.
  20. (en) Commission.
  21. (en) Deal.
  22. (en) Dealing.
  23. (en) Dealings.
  24. (en) Mission.
  25. (en) The chief problem.
  26. (en) Something worth doing.
  27. (en) Agency.
  28. (en) Term.
  29. (en) Avocation.
  30. (en) Boom.
  31. (en) Breeze.
  32. (en) Profession.
  33. (en) Job.
  34. (en) Business, activity.
  35. (en) Work.
  36. (en) Occupation.
  37. (en) Business.
  38. (en) Trade.
  39. (en) Concern.
  40. (en) Affair.
  41. (en) Function.
  42. (en) Piece of work.
  43. (en) Works.
  44. (en) Activity.
  45. (en) Appointment.
  46. (en) Assignment.
  47. (en) Ball game.
  48. (en) Billet.
  49. (en) Calling.
  50. (en) Cause.
  51. (en) Commerce.
  52. (en) Deed.
  53. (en) Duty.
  54. (en) Employment.
  55. (en) Field.
  56. (en) Handiwork.
  57. (en) Labour.
  58. (en) Matter.
  59. (en) Office.
  60. (en) Operation.
  61. (en) Position.
  62. (en) Post.
  63. (en) Pursuit.
  64. (en) Service.
  65. (en) Show.
  66. (en) Situation.
  67. (en) Task.
  68. (en) Transaction.
  69. (en) Undertaking.
  70. (en) Workpiece.
  71. (en) Commercial operation.
  72. (en) Commis.
  73. (al) Arbeit
  74. (fr) Travail

uyarmak (nedir ne demek)

  1. Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek, ikaz etmek
    Örnek: Mustafa Kemal Paşa gittikten sonra gelen mebuslar beni uyarıyorlardı. F. R. Atay
  2. Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak.
  3. Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak.
  4. Öğütle yola getirmeye çalışmak.
  5. Uyandırmak
    Örnek: Demek oluyor ki, iş dönüp dolaşıp büyük halk kitlelerini uyarmaya dayanıyor. H. Taner
  6. (en) Caution.
  7. (en) Warn.
  8. (en) Rouse.
  9. (en) To warn.
  10. (en) To caution.
  11. (en) To admonish.
  12. (en) To alert ikaz etmek.
  13. (en) To stimulate.
  14. (en) Awaken.
  15. (en) Awake smb.
  16. (en) To smth.
  17. (en) Alarm.
  18. (en) Forewarn.
  19. (en) Alert.
  20. (en) Give warning.
  21. (en) Advise.
  22. (en) Awake.
  23. (en) Give notice.
  24. (en) Tip off.
  25. (en) Lecture.
  26. (en) Tip the wink.
  27. (en) İnduce.
  28. (en) Excite.
  29. (en) Stimulate.
  30. (en) Sex up.
  31. (en) Admonish.
  32. (en) Advise against.
  33. (en) Advise smb.
  34. (en) Of smth.
  35. (en) Charge.
  36. (en) Exhort.
  37. (en) Expostulate.
  38. (en) Give smb.
  39. (en) Notice of.
  40. (en) Serve.
  41. (en) To call the attention.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.019