|
hear
-
İşitmek, duymak
-
Dinlemek, kulak vermek
-
Haber almak, mektup almak
-
Sorguya çekmek, ifadesini almak
-
Duymak, işitmek, dinlemek, kulak vermek, ifadesini almak, haber almak, mektup almak, öğrenmek, onaylamak
-
Kulakla algılamak, duymak
Örnek:
Doktorun sesini işitince koştu, yanakları kırmızı, gözleri parlıyordu. H. E. Adıvar
-
Haber almak.
-
Kendisine söylenilmek
Örnek:
Gayet sert bir adam olan hesap hocasından boyuna azar işitiyordu. O. C. Kaygılı
-
Hear. understand.
-
To hear. to learn of. learn.
-
Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.
-
İşitmek, ses almak
Örnek:
Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor. Y. Z. Ortaç
-
Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek
Örnek:
Yüzme denilen mucizeyi ancak beş altı sene sonra avuçlarımızın içinde duyabilecektik. B. R. Eyuboğlu
-
Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
-
Bir ruh durumu içine girmek
Örnek:
Hakiki bedbahtlar, sefaletlerini birdenbire açığa vurmaktan utanç duyarlar. R. N. Güntekin
-
Sezmek, fark etmek, hissetmek
Örnek:
Güzel olmasın, fakat ruhu olsun, bir şey duysun. H. C. Yalçın
-
Hear. come to know. feel.
-
Catch. feel. hear. to hear. to hear about. to hear of. to feel. to sense. to be aware of.
-
To hear. to feel. to sense. to perceive. to experience. to have the sensation of. to get wind of sth.
-
owe
-
bear
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|