Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > hazine borçlanma belgiti nedir, hazine borçlanma belgiti ne demek, hazine borçlanma belgitiin anlamı, ingilizcesi (hazine borçlanma belgiti nnd)

hazine borçlanma belgiti nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






hazine borçlanma belgiti

  1. Devletin orta ve uzun süre ile çıkardığı borç belgiti.
  2. (en) Treasury bond
  3. (fr) Bon de trésor

hazine (nedir ne demek)

  1. Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet
    Örnek: Dünyanın hazinelerine başını çevirip bakmazdı. R. H. Karay
  2. Değerli şeylerin saklandığı yer.
  3. Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
  4. Kaynak
    Örnek: Ağaç, rutubetin hazinesidir. F. R. Atay
  5. Devlet malı veya parası.
  6. Devlet malının veya parasının saklandığı yer.
  7. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
  8. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse.
  9. Devlet gelirlerinin toplandığı ve giderlerinin yapıldığı kurum.
  10. Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını.
  11. Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet.
  12. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen kimse.
  13. (en) Coffers. treasure. exchequer. stores. riches. coffer. repertory. store. storehouse. thesaurus. treasure house. trove.
  14. (en) Exchequer. treasure. treasury. strong room. treasure trove. national treasury. source. public treasury. excgequer.
  15. (en) Treasury. exchequer. purse. strongroom. treasure-trove. national treasury. a treasure. a much-valued person / thing. storage place. depot. treasury department / house. repertory. safe deposit. coffers. gazophylacium. jewel house. repository. storeroom. th.
  16. (en) treasury
  17. (en) Treasury, revenue

borçlanma (nedir ne demek)

  1. Borçlanmak işi, istikraz.
  2. Bir kişi, şirket, kurum veya hükümetin ödünç mali kaynak sağlaması.
  3. (en) Borrowing. loan.
  4. (en) Going into debt. loan contracted.
  5. (en) Loan, borrowing

belgit (nedir ne demek)

  1. Senet.
  2. Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme, hüccet, burhan.
  3. Sened (bk. dayanç).
  4. (en) Deed, voucher, receipt " senet; proof, evidence"

orta (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
    Örnek: Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre.
  3. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
    Örnek: Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler. Ö. Seyfettin
  4. İyi ile kötü arasındaki durum, vasat.
  5. Görünür, algılanır durum
    Örnek: Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır. H. Taner
  6. Topluluk içinde, arasında.
  7. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece.
  8. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
  9. Görünçlüğünortasında yer alan bölüm;ortaya düşen yerler.
  10. (en) middle
  11. (en) Middle. mid. central. medium. middling. intermediate. fair. in-between. intermediary. mean. medial. median. mediate. mediocre. mesial. mesne. moderate. passable. secondary. middle. center. centre. mean. midst. bosom. c. median. medium. mid-. meso-. m.
  12. (en) Average. centre. fair. indifferent. intermediate. medial. median. mediocre. medium. middle. middling. moderate. normal. tolerable. central. midst. center. mean.
  13. (en) İntermediate. medium. middle. middling. moderate. middle part. central part. central (thing. average. centre. centrum. the common run. heart. in between. mainstream. medial. mediocre. mesne. mid. midst.
  14. (al) Mittelgrund
  15. (fr) milieu

uzun(nedir ne demek)

  1. İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
  2. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren
    Örnek: Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece. Âşık Veysel
  3. Ayrıntılı, derinlemesine
    Örnek: Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar. H. E. Adıvar
  4. (en) Long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.
  5. (en) Long. spindly. tall. tail.
  6. (en) Baguette. far. great. lengthy. long. tagliatelle. tall.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük