|
hayat adamı
-
Zamana kolayca uyan, her türlü güçlüğü yenmesini bilen kimse.
-
Man who enjoys life. man of the world.
-
Canlı, sağ olma durumu.
-
Yaşam
Örnek:
Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım. H. F. Ozansoy
-
Biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı.
-
Durum
Örnek:
Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı. R. N. Güntekin
-
Geçim şartlarının bütünü
Örnek:
Hayatımı yazılarımla kazanırım. H. E. Adıvar
-
Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma.
-
Yazgı.
-
Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.
-
Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa.
-
Avlu.
-
Balkon.
-
Sundurma.
-
Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı.
-
Bk. yaşam
-
Bir hayvan ya da bitkiyi anorganik ya da ölmüş organik maddeden ayıran özellik. Canlının metabolizma, büyüme, üreme, çevreye uyum gibi gösterdiğihayatî olaylar.
-
Yaşam, dirim.
-
Canlılarda, doğumdan ölüme kadar geçen süre
-
Yaşama, yaşayış.
-
Living. life. living. vita. existence. experience. heart's-blood. race.
-
Living. life. vita. existence. experience. heart's-blood. race.
-
life.
-
life
-
vie
-
vita:hayat
-
Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat
Örnek:
Yaşamın kurallarını, kendi aleyhinde işliyor varsaydığı günden bu yana, umursamamıştı. H. Taner
-
Bir temel parçacığın oluşumu ve yok oluşu arasında geçen ortalama süre.time
-
Cansız özdekten de, tinsel varlıktan da ayrı olarak canlıların (organizmaların) varlık biçimi ve varlık alanı; canlıların temel özelliği. Belirtileri: kendi kendine devinim, beslenme, çoğalma, üreme, etki ve tepki gösterme. Ancak, canlı ile cansız arasındaki kesin sınırı göstermek için henüz bilimsel araçlar tam yeterli değil. Örneğin, virüslerin en aşağı basamaktaki canlı varlıklar mı, yoksa kimyasal bir özdek mi olduğu henüz araştırma konusu; günümüzde canlı sorunu Aristoteles'in entelekheia kavramı ile ya da dirimsel etken (dirimselcilik) aracılığı ile çözülmeye uğraşılıyor. 2- Ölümün karşıtı: Varlıkların doğuşlarından ölümlerine dek uzanan her türden (özellikle beslenme, çoğalma) olayların bütünü. 3- (Fizikötesi bir ilke olarak:) a. Tini, düşünceyi de içine alan tümüyle doğal varlıklar, b. Doğa ve tin ilkesi olarak, her ikisinin kökü. c. Doğaya da egemen olan tinsel güç ya da doğayı da yaratan tanrısal güç olarak evrensel dirimlilik ilkesi. 4- Özel olarak insan yaşayışı için de kullanılan terim: a. Belli bir zaman sınırı içinde yaşanmış olan bedensel, ruhsal, tinsel olayların birliği, b. Biçim kazanmış yaşantıların tümü. c. Değerleri gerçekleştiren, insanın varoluşuna anlam veren ilke. d. İnsanın tinsel, tarihsel eylemlerinin tümü (Dilthey'de).
-
Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
-
Experience. life. lifetime. living. vita.
-
Animation. being. days. existence. life.
-
Life. lifetime.
-
life
-
lifetime
-
Lebensdauer
-
vie
-
Durée de vie
-
vita
-
İnsan.
-
Erkek kişi, kadın karşıtı
Örnek:
İyi bir adam isterse, babası da verirse, varacak. M. Ş. Esendal
-
Birinin yanında ve işinde bulunan kimse
Örnek:
Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar. K. Tahir
-
Birinin yararlandığı, kullandığı kimse
Örnek:
Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı. C. Meriç
-
Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı.
-
Görevli kimse
Örnek:
Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse. R. H. Karay
-
İyi huylu, güvenilir kimse
Örnek:
Amcam, güngörmüş bir adamdı. R. N. Güntekin
-
Bir alanda derin bilgisi olan kimse
Örnek:
Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır. H. Taner
-
Erkek kişi.
-
İyi yetişmiş, değerli kimse.
-
İyi huylu, güvenilir kimse.
-
Birinin yanında ve işinde bulunan kimse.
-
Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı benimseyen.
-
Man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker.
-
Man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker. bastard. bloke. bod. gentleman.
-
The name given in the Bible to the first man, the progenitor of the human race. 'Original sin;' human frailty. street names for methylenedioxymethamphetamine in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland.
-
Man. person. individual. a full man. servant. attendant. one's agent / follower. chap. cove. cuss. guy. herbert. johnny. sod. son of a gun. specimen. wight.
-
İn Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race.
-
Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland. street names for methylenedioxymethamphetamine.
-
The first male God created; he and his mate Eve disobeyed God and were expelled from the garden of Eden See Chapter 1 Yahwist Creation Story The Hebrew term adam can variously designate humankind collectively , the first man , or the personal name Adam See Chapter 1.
-
Robert Adam : eminent architect who designed furniture for the houses he built or re-modelled; famous for his revival of the classical style, based on Ancient Greek and Roman taste, begun in England during the 1760's.
-
Furniture designed by the 18th-Century English architects Robert and James Adam, in the same Pompeiian classicism which marked their houses Pieces are delicate and slim, and have simple straight lines and restrained ornamentation.
-
Art Design Architecture and Media. red, a Babylonian word, the generic name for man, having the same meaning in the Hebrew and the Assyrian languages It was the name given to the first man, whose creation, fall, and subsequent history and that of his descendants are detailed in the first book of Moses 'God created man [Heb , Adam] in his own image, in the image of God created he him; male and female created he them '. Name given to first created male in the creation story in Hebrew Scriptures Has been interpreted over the centuries both literally and symbolically.
-
The style period from 1765-1790 The Adam brothers introduced the neoclassical style in furniture and architecture to England.
-
First man mentioned in Genesis and thus the paradigm for the human being Adam features in many pseudepigraphic texts of the Second Temple period found at Qumran.
-
In Genesis, the name Adam literally means 'ruddy,' from the Hebrew for 'red'; it possibly derives from an Akkadian word meaning 'creature ' In the older creation account , Adam is simply 'the man [earthling],' which is not rendered as a proper name until the Septuagint version New Testament writers typically use Adam as a symbol of all humanity See Fall, the. the first human creation.
-
Scottish brothers Robert and James Adam practiced as architects and designers, employing cabinetmakers, painters, and sculptors to execute their designs. earthborn.
-
Arrestee Drug Abuse Monitoring System, formerly known as the Drug Use Forecasting program.
-
Armywide Devices Automated Management System.
-
Name mean red, earth First man See Adam, Second.
-
Adam, as first man, is the metaphorical representation of the collective entity who represents all people.
-
A robo-demon created from other demon parts Click here for a full description.
-
Area Denial Artillery Munition.
-
Bir erkek adı
-
Adem
-
Oldukça kolay.
-
(kola'yca) Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden.
-
Lightly. easily. smoothly. readily. with ease. facilely. hands down. light. swimmingly. well. easy as winking.
-
Easily. easy. readily.
-
easily.
-
Suitable, in harmony, regardful, observant, correspondent, corresponding, coincident
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|