Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > have a bad temper nedir, have a bad temper ne demek, have a bad temper türkçesi, türkçe anlamı (have a bad temper nnd)

have a bad temper nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






have a bad temper  US UK

  1. Huysuz olmak, asabi olmak

have  US UK (nedir ne demek)

  1. (had, having) kural dışı çekimleri: simdiki zaman 1, you, we, they have (eski thou hast)
  2. He, she, it has (eski hath)
  3. Sahip olmak, olmak, elde etmek, almak, yapmak, etmek, kabul etmek, göz yummak, aldatmak, dolandırmak, zorunda olmak, bulunmak

US UK (nedir ne demek)

  1. Ülke, kurum ve yatırımAraçlarının yüksek güvenilirlikAralığını gösteren ve derecelendirme kuruluşu tarafından verilen not.A'nın sayılarıArttıkça güvenilirlik derecesi yükselir; işaret değişiklikleri her bir konum için olumlu veya olumsuz gelişmelere işaret eder (AA,AAA,A+,AA- vb).
  2. Yunanca yokluk ifade eden ön ek.
  3. Kazanılmış bağışıklık yetmezlik sendromu.
  4. (en) AIDS
  5. Bir, herhangi bir (ünsüzle başlayan kelimelerden önce kullanılır
  6. bak
  7. İngiliz alfabesinin ilk harfi
  8. Birinci kalite veya derece
  9. La notası, la perdesi
  10. B.D
  11. La [müz.], pek iyi

bad  US UK (nedir ne demek)

  1. Rüzgâr
    Örnek: Esme ey bad esme canan uykuda. F. N. Çamlıbel
  2. (worse,worst) kötü, nahoş
  3. değersiz
  4. kifayetsiz
  5. Yanlış, kusurlu
  6. geçersiz
  7. Bozuk, zararlı
  8. Keyifsiz, hasta
  9. Pişman, müteessir
  10. Şiddetli, sert
  11. çürük
  12. Kötü; zarar, yıkım, perişanlık, şanssızlık

temper  US UK (nedir ne demek)

  1. Yumuşatmak, hafifletmek: ölçülü hale getirmek, tadil etmek, ıslah etmek: kıvama getirmek
  2. Su karıştırıp yoğurmak (balçık)
  3. Çeliğe su vermek, çeliği kızdırıp hemen soğutarak sertleştirmek, tav vermek, tavlamak
  4. müz
  5. Terslik, huysuzluk
  6. Mizaç, huy, tabiat
  7. Kıvam, karar, terkip
  8. Tav, bir maddenin sertlik derecesi
  9. Bir şeyin aslını değiştirmek için karıştırılan şey
  10. Kıvamına getirmek, çeliğe su vermek, sertleştirmek, akort etmek, sertleşmek (çelik)

huysuz olmak (nedir ne demek)

  1. (en) Have a bad temper

huysuz (nedir ne demek)

  1. Huyu iyi olmayan, geçimsiz, şirret
    Örnek: Yeni edindiği bu huysuz ve kavgacı tabiatı, küçükken masum hâllerinin ona sağlamış olduğu hoşgörüyü çabucak yok etti. Y. N. Nayır
  2. (en) Bad-Tempered. ill-tempered. ill-natured. grumpy. moody. cranky. peevish. difficult. vicious. acrimonious. bilious. cantankerous. churlish. crabbed. crabby. cross-grained. crotchety. crusty. cursed. disagreeable. disgruntled. doggish. farouche.
  3. (en) Bellicose. cantankerous. contrary. crabby. cranky. cross. crusty. difficult. disagreeable. finicky. fractious. fretful. fussy. grumpy. irascible. mean. moody. morose. peevish. perverse. petulant. prickly. shirty. sour. surly. vicious. bad-tempered. ill-tempered. ill-natured. ill-humoured. bilious. crotchety. bad tempered.
  4. (en) Fractious. peevish. petulant. bad-tempered. irascible. acerbic. bearish. choleric. churlish. crabbed. crabby. cranky. crochety. cross- grained. cross. crusty. difficult. disagreeable. edgy. fretful. fussy. gruff. grumpy. harsh. ill- tempered. mean. moody.
  5. (en) rusty

olmak(nedir ne demek)

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
    Örnek: En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
    Örnek: Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
    Örnek: Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en) Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
  10. (en) Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
  11. (en) To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.
  12. (en) Be situated

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük