|
hat gürültüsü
-
Line noise
-
Çizgi.
-
Yazı.
-
Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü, yol, geçek.
-
Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi
Örnek:
Bir kablodan muhtelif hatlar çıkar. S. F. Abasıyanık
-
Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişim sağlayan yol, kanal.
-
Sınır
Örnek:
Dalga dalga ilerleyen hücum hatlarımız birinci düşman siperlerine girdi. A. Gündüz
-
Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık
Örnek:
Yüz hatları bütün bu rivayetleri doğruluyor. H. Taner
-
Vücut biçimi.
-
Bk. yazı
-
Line. stroke.
-
Hot. sing. pres. of Hote to be called.
-
A covering for the head; esp., one with a crown and brim, made of various materials, and worn by men or women for protecting the head from the sun or weather, or for ornament.
-
A cap or hat worn by officers or enlisted men when full-dress uniform, or dress uniform, is not worn. an informal term for a person's role; 'he took off his politician's hat and talked frankly' headdress that protects the head from bad weather; has shaped crown and usually a brim put on or wear a hat; 'He was unsuitably hatted' furnish with a hat.
-
Line. handwriting. calligraphy. railway. trackway. lap. railway track. stroke. row. lettering. letters. route. verge.
-
Headdress that protects the head from bad weather; has shaped crown and usually a brim. an informal term for a person's role; 'he took off his politician's hat and talked frankly'. put on or wear a hat; 'He was unsuitably hatted'. furnish with a hat.
-
As it pertains to the Headline puzzle, one of the two words necessary to create the mixed alphabet The hat is used to create a sequence of numbers which is then used to number the columns of a matrix containing the letters of the alphabet The columns are transposed according to their assigned numbers from the sequence The resulting alphabet consisting of the transposed columns is called the mixed alphabet.
-
On a train, a locomotive engineer and a conductor each wears a different kind of hat You will notice that various jobs in the society are designated by different hats From this we get the word hat as a slang term meaning one's specialized duties This is one's hat.
-
The portion of a detachable brake disc that comes in contact with the wheel hub.
-
Job, the duties of a post.
-
Same as Caret.
-
Slang: High hat cymbals Submitted by Karl Kuenning RFL from Roadie Net. height above touchdown.
-
Standing in the doorway.
-
Scientology slang term for a particular job, taken from the fact that in many professions, such as railroading, the type of hat worn is the badge of the job The term hat is also used to describe the write-ups, checksheets and packs that outline the purposes, know-how and duties of a job in a Scientology organization.
-
The enzyme responsible for the acetylation of lysine residues on histone tails.
-
Has , hath , haveth.
-
(i.), (f.) şapka; kardinalin şapkası; kardinallik rütbesi; (f.) şapka giydirmek. pass the hat parsa toplamak, iane istemek. talk through one's hat (k.dili) palavra atmak, bilmediği şeyden bahsetmek. throw one's hat into the ring yarışa girmek (politikada). top hat silindir şapka. under one's hat ABD, (k.dili) gizli, mahrem.
-
I. şapka
-
Bk. çizgi
-
Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
-
Alfabe.
-
Harfleri yazma biçimi.
-
Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
-
Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
-
Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale
Örnek:
İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
-
Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
-
Yazgı.
-
Düz yer, ova, kır.
-
Seslerin harflerle, hecelerle veya resimlerle gösterilmesi.
-
Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşityazıyı anlatır terim.
-
Bk. arayazı
-
Title, caption
-
Clerical. scriptural. writing. article. contribution. inscription. lettering. scripture. writing.
-
Article. contribution. paper. tail. writing.
-
Article. writing. scripture. handwriting. calligraphy. fate. destiny. contribution. face. inscription.
-
Writing, script
-
Calligraphy
-
Titel, Einblendtitel, Insert, Schriftinsert, Titelinsert
-
Titre, carton
-
écriture
-
Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata
Örnek:
Gemi baş döndüren bir gürültüyle indi sulara. Ç. Altan
-
Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma.
-
Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler.
-
Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler.
-
Bk. ses etkileri
-
Noise. din. sound. uproar. clamor. clamour. ado. bang. charivari. clatter. coil. crash. discord. dustup. fracas. hoi polloi. hubble-bubble. hubbub. hullabaloo. kick-up. loudness. noisiness. pandemonium. peal. pong. pother. racket. rag. razzle-dazzle.
-
Ado. affray. babble. clamour. clash. crash. din. fracas. hubbub. hullabaloo. hurly-burly. loudness. noise. peal. racket. riot. roll. row. rumble. sound. tumult. uproar. to-do. noisy quarrel. trouble confusion.
-
Noise. uproar. noisy quarrel. row. bang. boom. clamour. clangor. clank. clash. clatter. clutter. din. fracas. hubble bubble. hubbub. hullabaloo. moil. pother. rumpus. stir. to do.
-
Noise
-
Gerausch
-
Bruit
line noise (nedir)
-
I. çizgi, yol, hat; ip, sicim; iplik; çoğ. dizgin; ölçme ipi; olta ipi; satır, mısra; hudut hattı; seri, dizi; ekvator çizgisi; enlem veya boylam dairesi, mat. eni ve kalınlığı olmayan çizgi, geometrik çizgi; plan, desen, şekil; sıra; kısa mektup, pusula, not; hareket tarzı; fikir silsilesi; hiza; belirli bir cins veya marka mal; tiyatro rol, kısım; vapur şirketi; tarik, yol, hat; ask. savunma hattı, saf, sıra; den. saf halinde yanyana giden gemi kafilesinin meydana getirdigi hat; silsile, sıra; nesep, soy; saha, çığır; meslek, hizmet, meşguliyet; bir pusun on ikide birini teşkil eden ölçü çizgisi; argo kandırıcı sözler, ikna edici sözler. line engraving çizgilerle hakkedilmiş resim kalıbı; tire klişesi. lineofbattle ship eskiden savaş hattı gemisi. line of vision görüş hattı. line squall bora, fırtna. line up sıraya girmek; tarafını tutmak; sıralamak; kıyas etmek,karşılaştırmak. all along the line sıra boyunca bring into line sıraya getirmek. branch line şube hattı, kol: asıl işe ek olarak yapılan ikinci derecede iş. draw the line bir şeyi reddetmek, yapmamak. drawn up in line saf tutmuş. have a line on hakkında bilgi almak, bilgisi olmak. hold the line değişikliğe karşı olmak; telefonu kapatmamak. in line for kazanma ihtimali olan. in line with uygun; bir hizada. in my line kabiliyet veya faaliyet alanımda. main line ana hat, anayol; başlıca iş. on a line aynı hizada, bir sırada. on the line peşin (ödeme). out of line aynı fikirde olmayan; itaatsiz; uyuşmamış. read between the lines yazılı olanından fazlasını okumak, bir yazıdaki kapalı anlamı keşfetmek. the color line beyaz insanların diğer ırklarla aralarında gözettikleri fark. the line ekvator; ordu veya donanma. toe the line bir kanun veya kurala itaat etmek veya ettirmek. What's your line? Ne işle uğraşıyorsunuz?
-
F. çizgilerle göstermek; altına veya üstüne çizgi çekmek; dizmek, bir sıraya koymak; çizgilerle doldurmak. line up sıraya girmek, sıra meydana getirmek.
-
F. içine astar koymak, astarlamak; kaplamak; doldurmak.
-
F. çizmek, çizgi çizmek, kırıştırmak, astarlamak, kaplamak, doldurmak
-
F. gürültü etmek, ses çıkarmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|