|
hamur açmak
-
Yoğrulmuş hamuru inceltip yufka durumuna getirmek.
-
To roll out dough
-
Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu.
-
Kâğıtta tür, nitelik.
-
İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri).
-
Öz, asıl, maya.
-
Bk. düzenleyici birleştirim
-
Gözetleçli incelemede, üzerine metal parçaları tutturulan yumuşak yoğruk özdek.
-
Dough. leaven. paste. stuff. clay.
-
Dough. paste. paper pulp. quality. essence. nature.
-
Dough. paste. paper pulp. grade. quality. material. stuff. clay mixed for pottery. pie. pulpy. doughy. doughbaked. sodden. magma. half-cooked. half-cooked.
-
paste
-
pâte
-
Bir kent ya da kasabanın düzentasarısını uygulamak amacıyla, özel ya da kamusal iyelikteki taşınmazların, iyelik durumlarına bakılmaksızın birleştirilmesi ve düzentasarın gerekli kıldığı kamusal işgörülere elverecek ölçüde bir düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra, yeniden eski iyelerine dağıtılmasına olanak veren kentbilim kuralı.
-
replotting
-
remembrement
-
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
Örnek:
Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı. S. F. Abasıyanık
-
Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak
Örnek:
Örtüyü açmaya mecburum. R. H. Karay
-
Engeli kaldırmak.
-
Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak
Örnek:
Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı. M. Ş. Esendal
-
Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak.
-
Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak.
-
Çevresini genişletmek.
-
Birbirinden uzaklaştırmak.
-
Almacı çalıştırmak için düğmeye basmak ya da düğmeyi çevirmek.
-
Switch on
-
Open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.
-
Bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.
-
Open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.
-
Offer
-
lead
-
uncurl
-
unpin
-
Clear off
-
Einschalten, zuschalten
-
allumer
-
Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı.
-
Sacda pişen bir ekmek türü.
-
İnce ve çabuk kırılır, dayanıksız.
-
Thin dough. thin sheet of dough.
-
Gelmesini sağlamak
Örnek:
Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
-
Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
-
Erişmek veya eriştiğini sanmak.
-
İleri sürmek.
-
Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
-
İletmek, bildirmek
Örnek:
Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
-
Sağlamak
Örnek:
Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
-
Bir makama atamak veya seçmek.
-
Bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.
-
Bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.
-
Fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.
-
propose
-
return
-
Bring round
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|