|
halka dönük
-
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
Örnek:
Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı. F. R. Atay
-
Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı.
-
Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası.
-
Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim.
-
Çember biçiminde dizilmiş topluluk.
-
Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk
-
Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
Örnek:
İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı. R. N. Güntekin
-
Çember biçiminde olan.
-
Bk. dolam
-
Sestod strobilasında bulunan segmentlerin her birine verilen ad, proglottid. Genç, olgun ve yaşlı olmak üzere üç tipi vardır.
-
Ring. hoop. circle. bangle. coil. round. annulus. collet. link. whorl. wreath.
-
Bangle. circle. circuit. ring. hoop. link. flange. ring-shaped.
-
Circle. collar. ring. hoop. ring-shaped biscuit. bush. collet. link. nipple. annulus. runner. gaff.
-
ring
-
quoits
-
proglottid
-
ring
-
anneau
-
Bir kez dolanacak miktarda olan.
-
Dolama işinin her defası.
-
1-Bir çarpım işlemi altında kapalı öğeler kümesi. 2- Öğecikleri, çevrimsel olarak dizilmiş özdeciğin geometrik biçimi.
-
Göstericide görüntü ya da sesin art arda birçok kez izlenebilmesini sağlamak amacıyla, bir film parçasının iki ucunun birbirine yapıştırılmasından oluşan çember.
-
Buckle (in film), loop, sound and picture loop
-
ring
-
Filmschleife, Schleife
-
Boucle, film (en) boucle
-
noyou
-
Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
Örnek:
Ayağa kalkmıştı. Arkası bana dönüktü. S. F. Abasıyanık
-
Yönelmiş.
-
Turned. facing. directed.
-
[halk] n. the people, people, public, the crowd, the community, the vulgar, demos, folk, the million, populace, grass roots
halk(nedir ne demek)
-
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu.
-
Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
-
Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
-
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
Örnek:
Bütün köy halkı orada idi. Ö. Seyfettin
-
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu
Örnek:
Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir. O. V. Kanık
-
Aydınların dışında kalan topluluk.
-
Yaratma.
-
Penisin kabuklanması.
-
Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (Halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. Daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: Anadoluhalkı gibi).
-
Folk. public. popular. communal. vulgar. the people. people. public. the crowd. the community. the vulgar. demos. folk. the million. populace. grass roots. demo-.
-
Community. country. folk. folks. people. populace. population. public. nation. the common people. crowd.
-
A nook; a corner.
-
People. nation. populace. the common people. public body. commonwealth. community. crowd. rank and file. folk. the millions. populace populacy. public. resident community. resident population. society.
-
people
-
peuple
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|