Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > halk etmek nedir, halk etmek ne demek (halk etmek nnd)

halk etmek nedir, halk etmek ne demek?

halk etmek

  1. Yaratmak
    Örnek: Ey milletimin lahzada halk ettiği ordu! Baktım ki bütün bir vatan elden gidiyordu. F. N. Çamlıbel

halk (nedir ne demek)

  1. Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu.
  2. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
  3. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
  4. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
    Örnek: Bütün köy halkı orada idi. Ö. Seyfettin
  5. Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu
    Örnek: Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir. O. V. Kanık
  6. Aydınların dışında kalan topluluk.
  7. Yaratma.
  8. Penisin kabuklanması.
  9. Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (Halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. Daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: Anadoluhalkı gibi).
  10. (en) Nook; a corner.
  11. (en) Folk.
  12. (en) Public.
  13. (en) Popular.
  14. (en) Communal.
  15. (en) Vulgar.
  16. (en) The people.
  17. (en) People.
  18. (en) The crowd.
  19. (en) The community.
  20. (en) The vulgar.
  21. (en) Demos.
  22. (en) The million.
  23. (en) Populace.
  24. (en) Grass roots.
  25. (en) Demo-.
  26. (en) Community.
  27. (en) Country.
  28. (en) Folks.
  29. (en) Population.
  30. (en) Nation.
  31. (en) The common people.
  32. (en) Crowd.
  33. (en) Public body.
  34. (en) Commonwealth.
  35. (en) Rank and file.
  36. (en) The millions.
  37. (en) Populace populacy.
  38. (en) Resident community.
  39. (en) Resident population.
  40. (en) Society.
  41. (fr) Peuple

etmek (nedir ne demek)

  1. Bir işi yapmak
    Örnek: Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
  2. Bir durumu ortaya çıkarmak.
  3. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
  4. Bulmak, erişmek
    Örnek: Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
  5. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
  6. Vermek.
  7. Eşit değer kazanmak.
  8. Herhangi bir değerde olmak
    Örnek: Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
  9. (en) Step.
  10. (en) Say.
  11. (en) Aggregate.
  12. (en) Make.
  13. (en) Add up to.
  14. (en) Cost.
  15. (en) Have.
  16. (en) Practice.
  17. (en) Practise.
  18. (en) Render.
  19. (en) Send.
  20. (en) Subject.
  21. (en) Take.
  22. (en) Tender.
  23. (en) Misbehave.
  24. (en) Total.
  25. (en) To do.
  26. (en) To make.
  27. (en) To render.
  28. (en) To cost.
  29. (en) To amount to.
  30. (en) To total.
  31. (en) To be worth.
  32. (en) To deprive of.
  33. (en) To soil or wet (with feces or urine.
  34. (en) Amount.
  35. (en) Execute.
  36. (en) To cost roughly.

yaratmak (nedir ne demek)

  1. Allah, olmayan bir şeyi var etmek
    Örnek: Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı! Ö. Seyfettin
  2. Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak
    Örnek: Bir cazibe yaratmak için ne yapmalı diye düşünüyorduk. F. R. Atay
  3. Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak.
  4. (en) Beget.
  5. (en) To create.
  6. (en) To give existence to.
  7. (en) Create.
  8. (en) Call into being.
  9. (en) Compose.
  10. (en) Conceive.
  11. (en) Father.
  12. (en) İncur.
  13. (en) Originate.
  14. (en) Procreate.

aynı (nedir ne demek)

  1. Başkası değil, yine o.
  2. Değişmeyen, aralarında ayrım olmayan
    Örnek: Yirmi sene hep aynı renkler içinde dönüp dolaştık. B. R. Eyuboğlu
  3. Ayırt edilemeyecek kadar benzeri, özdeşi, tıpkısı.
  4. Bk. özdeş
  5. (en) İdentical.
  6. (en) Alike.
  7. (en) İdentic.
  8. (en) Even.
  9. (en) İmage.
  10. (en) True.
  11. (en) Parallel.
  12. (en) Self-Same.
  13. (en) Same.
  14. (en) Equal.
  15. (en) İn rem.
  16. (en) Like.
  17. (en) Look-Alike.
  18. (en) Self.
  19. (en) Selfsame.
  20. (en) Uniform.
  21. (en) Very.
  22. (en) The same.
  23. (en) Of a piece.
  24. (en) To a hair.
  25. (en) İdem.
  26. (en) All of a piece.
  27. (en) Similarly.
  28. (en) As much as.
  29. (en) No change.
  30. (en) Facsimile.
  31. (en) Homo-.
  32. (en) Homeo-.
  33. (en) Homoeo-.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012