Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > hakikat olmak nedir, hakikat olmak ne demek, hakikat olmakın anlamı (hakikat olmak nnd)

hakikat olmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






hakikat olmak

  1. Gerçek duruma gelmek, gerçekleşmek.

hakikat (nedir ne demek)

  1. Bir işin doğrusu, gerçek, asıl, esas
    Örnek: Fakat ben başka bir şey yapacağım, bir şey ki bütün hakikatleri önüme serecek. R. H. Karay
  2. Gerçeklik
    Örnek: Dünyanın döndüğü bir hakikattir. S. F. Abasıyanık
  3. Gerçekten
    Örnek: Beni oyaladı, lakin hakikat adamakıllı içerlemiş. M. Ş. Esendal
  4. Gerçek, doğru.
  5. Gerçek olan şey, gerçeklik.
  6. (en) Fact. reality. truth. the true. sooth.
  7. (en) Actuality. gospel. reality. truth. fact. really. truly. sincerity. loyalty.
  8. (en) The truth. actuality. fact. gospel. reality. veracity. verity.

olmak (nedir ne demek)

  1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
    Örnek: En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
  2. Gerçekleşmek veya yapılmak.
  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
    Örnek: Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
  4. Bir şeyi elde etmek, edinmek
    Örnek: Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
  5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
  6. Herhangi bir durumda bulunmak.
  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek.
  8. Yetişmek, olgunlaşmak.
  9. (en) Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
  10. (en) Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
  11. (en) To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.
  12. (en) Be situated

gerçek (nedir ne demek)

  1. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki.
  2. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.
  3. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici.
  4. Temel, başlıca, asıl
    Örnek: Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. N. Ataç
  5. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.
  6. Yapay olmayan.
  7. Doğruluk
    Örnek: Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir. B. Felek
  8. Gerçeklik, realite
  9. 1- Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan. 2- Bilinçten bağımsız olarak var olan.
  10. Doğru, dürüst.
  11. Temel, başlıca, asıl doğayı yansıtan.
  12. (en) True. real. factual. original. actual. authentic. genuine. rightful. truthful. right. exact. proper. literal. bona fide. dinkum. earnest. honest-to-god. honest-to-goodness. intrinsic. pucka. pukka. sincere. sterling. straight-out. substantial. tangib.
  13. (en) Actual. authentic. effective. fact. genuine. gospel. heartfelt. intrinsic. lowdown. outright. positive. proper. real. reality. regular. sincere. substantial. tangible. true. truth. veritable. virtual.
  14. (en) Real. authentic. genuine. true. actual. actuality. true copy. dinkum. essence. fact. factual. faithful. point of fact. positive. proper. reality. right. serious. sincere. solid. straight out. tangible. truth. truthful. veracity. veritable. verity.
  15. (en) real
  16. (fr) réel
  17. (la) realis

gelmek(nedir ne demek)

  1. Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak
    Örnek: Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı. B. S. Erdoğan
  2. Geriye dönmek
  3. Oturmaya, ziyarete gitmek.
  4. İsabet etmek.
  5. Varmak, ulaşmak.
  6. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek.
  7. Ortaya çıkmak, doğmak.
  8. Belli bir süre dolmak
    Örnek: Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu. N. Cumalı
  9. (en) Arrive. come to. come. attain. carry over. come up to. fall on. get. pull. roll up. set. stem.
  10. (en) To come. to appear. to seem. to suit. to come around to. to cost. accrue. draw in. draw in / into. fetch up. get. originate. pull. reach. spring. turn up.
  11. (en) Weigh, scale in, turn the scale at, go to scale at, scale out
  12. (en) Go on
  13. (en) Put in
  14. (en) weigh

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük