|
haki renkli üniforma
-
Olive drab
-
Yeşile çalan toprak rengi.
-
Bu renkte olan
Örnek:
Arkadan hâkî esvaplı, ikişer olmuş rüştiye çocukları bağrışarak kaynaşıyorlardı. Ö. Seyfettin
-
khaki.
-
toprak.
-
Toprak.
-
Adalet.
-
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
Örnek:
Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler. B. Felek
-
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
-
Geçmiş ve harcanmış emek.
-
Pay.
-
Emek karşılığı ücret.
-
Doğru, gerçek
-
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
-
Kâğıttaki yazıyı kazıma.
-
Tanrı.
-
Bk. oymabaskı
-
Condign. right. justice. claim. benefit. authority. dibs. due. franchise. jus. title. warrant. warranty.
-
Claim. due. franchise. title.
-
God. the right. justice. law. just. a right. renumeration.
-
benefit.
-
God. right. justice. right dealing. claim. title. one's due / right / share. fairness.
-
True. pay. allowance. margin. benefice. beneficium. competence. franchise. jus. prerogative. privilege. reason. remuneration. truth.
-
[Jim Fullington] n. heel, back part of the foot; back part of the sole of a shoe; hoe, pickaxe; cut, incision
-
(Resim) Çinko, bakır, tahta gibi plaklara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniklerine verilen ad. Resim kazınmış plakların ya çukurlaştınlmış yerlerine ya da düz bırakılmış yerlerine boya ya da mürekkep yedirerek basma sanatı. a. bk. ağaç-oyma, taş bas kı, linoloyma, akvatinta, düzbaskı, yüksek baskı, derin baskı.
-
Engraving, etching
-
Rengi olan
Örnek:
Narın ağacı ne kadar civelek, çiçeği ne ince, kabuğu ne renklidir. R. H. Karay
-
Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan
Örnek:
Havaya renkli fişekler atıyordu. P. Safa
-
Neşeli, canlı, ilgi çekici
Örnek:
Aşırı renkli ve hareketli ise onu yolculukla dengeleyin, frenleyin. H. Taner
-
Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).
-
Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.
-
Colored. coloured. colorful. colourful. hued. lithochromatic. painted. staining. stirring. hued.
-
Coloured. colourful. jazzy. lurid. colored. colorful. lively. vivid.
-
Colo red. vivid. lively. amusing.
-
Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum
Örnek:
Birisi sütsüz çikolata renginde, uzun boylu, geniş omuzlu, Amerikan boksörlerine benziyordu. A. Gündüz
-
Nitelik.
-
Belirli dalga uzunluğundaki elektromıknatıs ışınımın gözün ağkatında yarattığı etkinin, merkez sinir dizgesince yorumundan doğan durum.
-
1- Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği. 2- "1" de tanımlanan görsel duyulanmayı doğuran ışık uyartılarının (ışık kaynağı ya da nesne) ıralayıcı niteliği. 3- '1" ya da "2" de tanımlanan ama, siyah, gri, beyaz gibi görüler dışında kalan ve birrenksel doymuşluğu olan kırmızı, yeşil, mavi vb. görülerle sınırlanan ıralayıcı nitelik, bkz. algısalrenk, ruhfizikselrenk.
-
Colour (ABD: color)
-
Coloring. colouring. color. colour. complexion. coloring. colouring. tint. tincture. hue. flush.
-
Colour. hue. color. sort. kind. variety.
-
color.
-
colour
-
Farbe
-
couleur
-
Aynı işi yapanların giydikleri, tüzükle belirtilmiş, bir örnek giysi.
-
Silahlı kuvvetlerin resmî giysisi
Örnek:
Kusursuz asker üniforması içinde zeki ve duygulu bir yüzü vardı. H. E. Adıvar
-
Uniform. official dress.
-
Career costume. full dress. investiture.
-
Zeytin yeşili, haki renk, haki renkli üniforma
-
Zeytin yeşili
-
zeytin
-
Zeytin ağacı, bot
-
Zeytin, zeytin yeşili
-
(bed, bing) orospu,fahişe
-
Pasaklı kadın
-
Fahişelerle düşüp kalkmak.
-
Kasvetli, sıkıcı, ölü (renk)
-
Koyu gri kumaş.
-
Donuk açık kahverengi kumaş; pasaklı kadın, kaltak, fahişe
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|