|
hızlandırmak
-
Hız verilmek, hızı artırılmak
Örnek:
Haberleşme olanaklarının çoğalması, basının gelişmesi, bu bilinçlenmeyi hızlandırır. O. Rifat
-
Accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.
-
Accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.
-
Çabukluk, sürat.
-
Bir hareketten doğan güç, şiddet
Örnek:
Yağmur şimdi hızını daha da arttırmıştı. H. Taner
-
Çaba, güç, gayret, takat.
-
Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat
Örnek:
Hikâyede baştan sona kadar hareket ve hız olmalıdır. F. R. Atay
-
Bir cismin ya da bir dalganın birim zamanda aldığı yol.
-
Bk. alıcıhızı
-
Bk. duyarlık
-
(I) Birim zamanda alınan yol.
-
Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt.
-
Speed. speed. velocity. impetus. quickness. bat. career. celerity. dispatch. expedition. haste. lick. pace. pelt. raciness. rapidity. rapidness. swiftness. tilt.
-
Dispatch. impetus. momentum. pace. range. rate. speed. velocity.
-
Speed. rate. impetus. momentum. velocity. celerity. clip. fastness. haste.
-
swing
-
Speed, velocity
-
velocity
-
rate
-
Geschwindigkeit
-
élan
-
vitesse
-
Verme işine konu olmak
Örnek:
Geç vakit suarenin verileceği büyük konağa gittik. F. R. Atay
-
To be given.
-
To be given to.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|